|
Written by Bilim haberleri
|
|
Wednesday, 23 April 2008 |
Ohio, Daytonlu iki bisiklet
ustası olan Wilbur ve Orville Wright, 189 9'da kuşların nasıl uçtukları hakkında
kendilerine ipucu verebilecek herşeyi sistemli bir şekilde incelemeye
başladılar. Bilimsel eserlerde ve eski insanların deneyimleri arasında kendi
işlerine yarayacak hiçbirşey olmadığını kısa sürede anlayan Wright kardeşler
sadece Berlin yakınlarındaki bir tepe üstünden planörle uçuş denemeleri yapan
ve bu konuda çok dikkatli notlar tutan Alman mühendisi Otto Lilienthal'in çalışmaları
vardı.
Lilienthal kuşların
uçmalarını çok yakından incelediği için planörünün bir kuşu andırmasına fazla
şaşmamak gerekir. Fakat o içlerinde ünlü ressam ve geçtiğimiz aylarda
CircumSpice'ta hayatını okuduğunuz Leonardo Da Vinci'nin de olduğu birçoklarını
cezbeden tuzağa, yani kuş uçuşunu temsil eden kanat çırpma olayının cazibesine
kapılmadı. Lilienthal uçabilecek bir uçağın havayla temas halinde olan sabit
bir kanadı olması gerektiğini gösterdi. Kararlı bir uçuşu gerçekleştirebilmek için
gerekli kontrol sadece onun söylediği böyle bir kanat tarafından sağlanabilirdi
ve bu konuda Wright kardeşler de onunla uyuşuyordu.
Wilgur ve Orville Wright
bilimsel öğrenim görmemişler liseden daha yüksek bir okuldan da ayrı
gitmemişlerdi. Fakat uçma alanındaki çalışmalarını ilerlettirken kendi bilimsel
yönlerini de model uçaklar, uçurtmalar, insan taşıyan planörler ile yaptıkları
yüzlerce deney sayesinde bu konuda bilimsel bir eser hazırlayacak kadar
ilerlettiler. Hatta hazırladıkları 200'den çok farklı tipteki kanatları denemek
için bir rüzgar tüneli dahi yaptılar. Wright kardeşlerin 17 Aralık 1903'te
Orville'in kontrolünde havalanan ilk uçağı aerodinamik ses teorisine bağlı
kalınarak yapılmıştı. Otto Lillienthal ve Wright Kardeşler uçak dizaynı
kurumunu kurdular. Bundan sonraki her şey hava içinden geçişi ile uçapğın
havalanmasını sağlayan sabit kanat doktrininin bir devamıydı. Fakat kanat
kontrol edilemiyordu. Wright kardeşler, iyi bir uçak dizaynınnda kanadın ani
esen şiddetli rüzgarların zararlı etkisiyle sert havanın aşağı ve yukarı çekici
etkisine karşın pilotun düzeltmesiyle kanadın daha
uygun bir vaziyet almasını
sağlayan bir mekanizma bulunması gerektiğini anladılar. Kuşları gözleyerek sert
havalarda uçuş düzeylerini korumak için kanat uçlarını nasıl büktüklerini not
aldılar. Kanat bükmeyi planörlerinin kanatlarının uçaklarını bir mekanizma
yardımıyla eğerek taklit ettiler. Deneylerinden bunun işe yarayacağını tahmin
etmişlerdir. Gerçekten de işe yaramıştır. Kanat eğmenin uçuş aerodinamiğini
nasıl etkilediğini doğru bir şekilde tahmin ettiler ve anladılar. Wright
Kardeşler artık uçabilen bir uçak yaratmışlardı. Yeni görevleri ise onu nasıl
uçuracaklarını öğrenmekti. Bunu onlara gösterebilecek ne bir kitap ne de bir
öğretmen vardı. Fakat nasıl dizayn yapılacağını öğrendikleri gibi bunu da
öğrendiler.Yavaş yavaş ve metotlu bir şekilde uçakla dönüş yapabileceklerinden
çok zaman önce emin olmuşlardı. Daha ilk denemelerinde uçak tam bir daire
dönüşünü kolaylıkla tamamlayarak havalandıkları noktanın yanına indi. Uçak
dizaynını diğerleri Wright kardeşlerinin seviyesine gelinceye kadar bir süre
olduğu yerde saydı. Pilotun kanadın üzerine yatık bir şekilde yatık bir şekilde
durmaktan kurtarıp oturmasını sağlayacak bir yer yapılması gibi zorunlu bir
takım şeyler gerekiyordu. Wright kardeşler pilotun oturabildiği bir uçak
dizaynı hazırladılar. Ayrıca bir de iniş takımı yaparak kendilerini ilk
uçuşlarında yanlarında taşıdıkları tekerlekli kriko ve monoraydan kurtardılar
Bu arada 1909'de Manş
Denizini ilk defa uçarak geçen Fransız Louis Bleriot, 1. Dünya savaşının en
başarılı avcı uçağını ve savaş sonrasını ulaştırma işlerinde büyük üstünlük
sağlayan 3 motorlu uçağını yapan Hollandalı Anthony Fokler ,Glenn Curtiss ve
Glenn Martin gibi diğer tasarımcılar olarak belirmeye başladılar. Bu kişilerin
düşüncelerinin yeni ve çekici endüstri dalına girmesiyle uçak dizaynı değişmeye
ve yerine oturmaya başladı.
Dünya giderek küçülüyor, ve
bu küçülmeyi sağlayan büyük etmenlerden biri uçağın icadı. Artık lüks olmaktan
çıkan uçaklar, ulaşımın demirbaşlarından olmaya başladılar. Gelişen teknoloji
ve sosyal imkanlar sayesinde, gelecekte bir gün her şehrimizde bir hava alanı
olduğunu düşünmek hayal gücümüzün değil gerçeğin eseri olacağa benziyor.
|
|
Last Updated ( Monday, 12 May 2008 )
|