|
Bilim ve sanat tarihini incelerken, insanlığın dönüm noktalarını inşa
eden portreler arasında kurulan tarihsel materyalist ilişkiler
zincirinin halkaları arasına üç kişiyi oturtmakta daima güçlük
çekilmiştir. Bu kişiler, 1450-1516 yılları arasında yaşamış Hollandalı
ressam Hieronymus Bosch, 19. yüzyıl Katalan mimarı Antoni Gaudi ile
Sırp fizikçi Nikola Tesla'dır. Her üç isim de kendilerinden önce
devraldıkları tarihsel mirası, yaşadıkları dönemlerin çok ilerisine
sıçratmışlardır.
Bugün Hieronymus Bosch resmi,
Ortaçağ Rönesans döneminden ziyade, 20. yüzyılın sürrealist ekolü
içinde değerlendirilmektedir. Çağdaşı olan tüm sanatçılar Meryem ve İsa
resimleri yaparken, Bosch kendi köşesinde yaptığı resimlerde dini
kurumları yermiş ve 500 yıl sonrasının sanat ekollerinden sürrealizmin
temellerini atmış, gerek Salvador Dali ve gerekse de Picasso'ya ilham
kaynağı olmuştur. Sanat tarihinin bir diğer aydınlık ismi olan Antoni
Gaudi de oluşturduğu mimarlık ekolü ile mimarlık tarihinin içine adeta
bir bomba gibi düşmüştür. Kendinden önce ve sonra devraldığı ve
devrettiği bir gelenek yoktur. Bu yüzden de dünyanın tüm mimarlık
okullarında, mimarlık tarihi ders programlarında yer alır ve 'Gaudi
Mimarisi' ayrı bir başlık altında okutulur.
Ve Nikola Tesla...
Bilim tarihinin elektrik ve elektronik alanında 19, yüzyıl sonları ile
20. yüzyılda gerçekleştirilen tüm buluşların altındaki tek imza olan
Tesla'nın üzerindeki giz perdesi ancak ölümünün üzerinden 57 yıl
geçtikten sonra yavaş yavaş aralanır gibi olmaya başlamıştır.
Tesla'nın
üzerine Pentagon tarafından çekilen giz perdesinin altında, 20. Yüzyıl
bilim tarihinin, sonuçları çok ağır olacak hesaplaşmalar yatar.. Bu
hesaplaşmanın birincisi elektriği hayatımıza sokan Michael Faraday
değil, Nikola Tesla'dır. Faraday'ın tek yaptığı kaleme aldığı önemli
yapıtları olan 'Elektrik Üzerine Araştırmalar' adlı eserinde elektrik
ve manyetizma arasındaki ilişkilerin deneylerini göstermiş olmasıdır.
Elektriği başta ampul olmak üzere yaşamımıza sokan, radyoyu, radarı,
flüoresan ampulü, bilgisayarı, faks makinasını ve daha aklımıza
gelebilen bütün elektrikli ve elektronik aletleri geliştiren Tesla
olmuştur. Ancak onun tüm bu başarılı buluşları ve insanlığa verdiği
hizmetlerin üzeri Pentagon emperyalizminin sadık bekçileri FBI ile CIA
tarafından türlü entrikalarla örtülmeye çalışılmış ve yaşarken tarih
sahnesinden adeta silinmek istenmiÅŸtir.
General Electrics,
Westinghouse, Morgan ve Marconi gibi ABD endüstrisinin dev tekelleri
Tesla'nın buluşları üzerinde şekillenmiş, fakat kendisi hayatı boyunca
hiçbir kurumsal ilişkiye girmemiştir. ABD'nin bu dev tekelleri General
Electrics'in direktifleri doğrultusunda Tesla'yı sumen altı etme kararı
almışlardır. Neden? Tesla, parasız ve doğayı kirletmeyen bir elektrik
üretiminin mümkün olduğunu açıklamıştır. Bu açıklaması başta General
Electiric olmak üzere tüm ABD şirketlerini paniğe düşürmüş ve bütün
kapılar yüzüne kapatılmıştır. Beş kuruş parasız ve borç içinde New
York'ta bir otel odasındaki ölümü derin anlamlar içerir.
19.
yüzyıldan 20. yüzyıla girerken en önemli değişim burjuva devrimlerinin
yarattığı toplumsal ortam sayesinde gelişen bilim ve ardından gelen
teknolojik devrimlerle yaşandı. Sanayi devrimi, buharlı makinaların
icadı ve çok kısa süre sonra elektrikli motorlar derken otomobiller,
uçaklar ve uzay araçları. Dünyanın 19. Yüzyılın ikinci yarısından sonra
nasıl muazzam bir teknolojik gelişim yaşadığını gösteren güzel bir
örnek vardır. M.Ö. 7. yüzyılda Odysseia'nın gemilerinin hızı yelkenle
gittiklerinde saatte 3 mil kadardır. 6-4. Yüzyıllarda ise bu hız ancak
3 kat arttırılabilmiştir. Denizcilikte önemli gelişmelerin yaşandığı
16. Yüzyılda ise günlük hız 2 bin sene öncesinden ancak 40 mil
fazladır. Ancak buharlı gemilerle birlikte ulaşım hızı büyük ölçüde
artmıştır. Artık niceliksel değil niteliksel bir değişimden söz
edilmektedir. () Ve 19. Yüzyılın sonlarında telgraf ve radyonun
icadıyla ulaşım ve iletişimin yolları birbirinden ayrılmış, dünya bugün
iddia edildiği bir 'global köy' olma rotasına girmiştir. Mekânların
uzaklığı iletişimde önemini yitirmiştir.
1900'ün başlarında daha
ilk uçuş denemeleri yapılırken insanoğlu bundan sadece 50-60 yıl sonra
uzaya çıkmaya başlamış, 1969 yılında Ay'a ayak basmıştır. Tüm insanlık
tarihine baktığımızda bu büyük değişimler çağının yaşanmasını sağlayan,
burjuva devrimleri ve ardından bu sosyâl yapı ile sınırlı teknolojik
devrimler olmuştur. İletişim ve teknolojileri, çağımızın en önemli
belirleyicilerindendir. Bu açıdan bakıldığında bugünkü dünyanın
yaratıcılarından en önemlisi ve o oranda da en 'unutturulmuş' olanıdır.
Uzak görüşlülüğü toplumsal sistemin sınırlarının dışına çıkmış ve
kaçınılmaz olarak bastırılmıştır. Ancak, onca çabaya karşın yinede
adının literatürlerden silinmesi başarılamamıştır. Çünkü Tesla,
gerçekleştirdiği buluşlarıyla ölümsüzlüğe imza koymayı başarmıştır.
Onun hakkında bir araştırmacı şunları ifade etmektedir:
'...
Bilgisayarınızda çalışırken Tesla'yı anımsayın. Onun 'Tesla Bobini'
yüksek voltajlı resim tüpünüzün çalışmasını sağlamaktadır. Evinizde
kullandığınız elektrik Tesla'nın 'Alternatif Akım' (AC) jeneratöründen
geçmekte, 'Tesla Jeneratör'den geçmekte ve evinize 3 fazlı 'Tesla
Enerjisi' getirmektedir.. Tesla'nın icatları bugün her yerdedir..' ( )
Nikola
Tesla portresi çizebilmek için 8. Ocak. 1943 gecesine gitmek
gereklidir. Tesla'nın 5. Ocak ile 8. Ocak tarihleri arasında Hotel New
Yorker'daki odasında tek başına kalp yetmezliğinden öldüğü tahmin
edilmektedir. Otel görevlilerine rahatsız edilmek istemediğini
söylemesi ve günlerce odasından dışarı çıkmaması bir alışkanlık haline
geldiğinden, ölümünün üzerinden 2-3 gün geçmesine karşın kimse öldüğünü
fark etmemiştir. 8. Ocak gecesi, diğer tüm Yugoslav mültecileri gibi
FBI gözetiminde olan Tesla'nın mülteci yeğeni Sava Kosanovich, yanında
iki bilim editörü George Clerk ve Kenneth Sweezey ile birlikte
Tesla'nın odasına girer. Otelin üç yöneticisi ve Yugoslav
Büyükelçiliği'nden bir temsilcinin tanıklığında Kosanovich, Tesla'nın
vasiyetini arar, yazılarını ve deney aletlerini toparlar. (Toplanan bu
eşyalar bugün Belgrad'daki 'Tesla Müzesi'nde sergilenmektedir.) Aynı
gece Pentagon'dan Albay Erskine FBI'yı arayarak harekete geçirir ve
Tesla'nın öldüğünü haber verir. FBI yetkilileri, yabancılar Dairesi
Komiseri Fitzgerald ile birlikte, otel odasına girerler ve Tesla'nın
tüm eşyaları iki büyük kamyona yüklenir. Tüm araştırma kağıtları ve
makaleleri, 'Manhattan Storage and Warehouse Co.' Adlı New York'taki
bir depo şirketine gönderilir. Bu depoyu Tesla 1934 yılından beri
kullanmaktadır. FBI kayıtlarında Tesla'nın makalelerinin 50 kutu
içerisinde depolandığı yer almaktadır. Yabancılar Dairesi, ABD Deniz
Kuvvetleri İstihbarat Servisi'ni arayarak Tesla'nın tüm makalelerini ve
araştırma kağıtlarının mikrofilme çekilmesini emreder.
8. Ocak
gecesinin bu yoğun trafiğinde FBI'a yeni bir bilgi ulaşır: Tesla 1932
yılında Grosvenor Clinton Hoteli'nin emanetine depozitini peşin
ödeyerek bir kutu bırakmıştır. ABD devlet başkanı bilim danışmanlığı
FBI'a kutunun içindeki dökümanların derhal alınması talimatını
gönderir. Kutunun içinde Tesla'nın kablosuz enerji aktarımı projesi,
yeni bir torpido silahının plânları ve çalışma modeli ile Tesla'nın
'Ölüm Işını' adını verdiği yüksek dalga frekans silâhının projesi
vardır. FBI'ın toparladığı tüm belgeler ve projeler, ABD Devlet
Başkanı'nın emriyle FBI tarafından 'Top Secret' olarak mühürlenir ve
projelerin kamuda tartışılması yasaklanır. Tüm bunlar bir gece
içerisinde 8. Ocak 1943 tarihinde gerçekleşir. Böylece Nikola Tesla ve
araştırmalı Pentagon'un yarattığı yapay ve kalın bir sis perdesinin
ardına itilir.
FBI kayıtlarında, Tesla'nın ölmeden önce 5. Ocak
günü Pertagon'dan Albay Erskine'i aradığı ve 'Teleforce' adını verdiği
mikrodalga silahını Pentagon'a vermek istediği, fakat Albay Erskine'in
telefondakinin bir deli olduğunu düşünerek, ciddiye almadığı iddia
ediliyor. Tesla biyografisindeki FBI'ın bu üçüncü sınıf polisiye roman
senaryosu önemli. 5. Ocak günü Tesla'yı anımsayamayan Albay Erkine 8.
Ocak gecesi, Yugoslav Büyükelçiliği'nin Tesla'nın otel odasına
girdiğini haber alır almaz FBI'ı ve Deniz kuvvetlerini nasıl harekete
geçirmiştir? Bu sorunun yanıtı ise; FBI kayıtlarında bulunmuyor!
Nikola
Tesla adı Amerikan kamuoyunda o günlerde yakından bilinen 'sansasyonel'
bir içeriğe sahip. Araştırmaları Pentagon tarafından yakından izleniyor
ve FBI tarafından sürekli izleniyordu. Tesla öldüğünde yaşamını
Yugoslav Hükümeti'nin kendisine bağladığı maaşla sürdürüyor ve Yugoslav
büyükelçiliği ile yakın temas içindeydi. Dolayısıyla Pentagon'u aradığı
iddiasının temeli çok zayıf kalmaktadır.
FBI'ın tüm kaygısı
Tesla'nın araştırmalarının Sovyetler Birliği Kızılordusu'nun eline
geçmesi olasılığıydı; ki bu araştırmaların önemli bir bölümünün
Sovyetler'in eline geçmiş olduğu da Sovyet bilim tarihinin gelişimi
içerisinde görülmektedir. Tesla'nın tüm kaygısı Alman faşizminin
durdurulması gereğiydi ve bilimsel çalışmalarını da bu yüzden silâh
tasarımlarına yöneltmişti. Tesla'nın 'mikrodalga silâh' tasarımı ile
'deprem' ve 'tsunami silâhı' uzun yıllar boyunca bir söylenti olarak
kaldı. Uluslararası bilim çevreleri genelde bunun bir palavra olduğunu
iddia etmelerine karşın söylentiler doğruydu.
18. Ekim. 1993'de
ABD Savunma Bakanlığı, kısa adı 'HAARP' olarak bilinen projenin 'High
Frequency Active Auroral Research Program'ın Gakona/Alaska tesislerinde
başlatıldığını açıkladı. Raythenon Corporation tarafından hayata
geçirilen proje, Alaska/Massachusettes, Stanford, Peen State, tulsa,
Clemson, Maryland, Cornell ve UCLA olmak üzere ABD'nin 9 üniversitesi
ve MIT'nın ortaklığı ile uygulamaya kondu. HAARP projesinin patenleri
(ABD Patent Dairesi'nde 4.686.605, 4.712.155 ve 5.038.664 no'lu
kayıtlarıyla) Bernard Eastlund tarafından alındı. Her üç patentin ilk
kayıtları Nikola Tesla adına kayıtlı ve bu patenleri Colorado
testlerinden sonra almıştı. Bernard Eastlund, bu üç patentin
geliştirilmesi patenti ile kayıtlara geçti.
Patentlerin içeriği ise şöyle:
1).4.686.605: Dünya atmosferinin, iyonosferin ve/veya magnetosferin değiştirilmesinin metodu.
2).4.712.155: Seçilmiş bir bölge üzerinde suni elektron siklonu oluşturma metodu.
3).5.038.664: dünya yüzeyinde rölativik partüküller oluşturma metodu.
Söz
konusu son patent Tesla'nın 'ölüm ışını' adını verdiği ve düşman
kuvvetlerinin elektronik sistemini felç ederek elektronik bir duvar
oluşturan sistemdir. Gerek 'Körfez savaşı'nda ve gerekse Yugoslavya'nın
bombalanmasında kullanılmıştır.
Tesla'nın sürekli tartışılan
'deprem' ve 'tsunami' silahının üzerindeki sır perdesi de 1999 yılının
Eylül ayında, Yeni Zellanda Savunma Bakanlığı'nın açıklaması ile su
yüzüne çıktı. Yapılan resmi açıklamada, 1943 ve 1944 yıllarında ABD'li
bilim adamlarının Yeni Zellanda'ya bağlı takım adalarında 'tsunami
silahını' denedikleri ve seçilen kıyı parçalarının deniz altında
oluşturulan deprem dalgasının yarattığı dev dalgalarla başarılı bir
ÅŸekilde vurulduÄŸu belirtildi.
Yine 1997 yılında Rus Uzay
İstasyonu MIR'den yapılan açıklamada Tesla'nın Colorado deneylerinin
doğru olduğu ve şimşeklerin atmosferdeki belli katmanlarda ve düzenli
bir şekilde gerçekleştiği belirtildi.
Kuşkusuz Tesla'nın
yaşamındaki en ironik yan, buluşlarının patentlerinin hep başkaları
tarafından alınmış olmasıdır. Bu patent mücadelelerinden bir tanesi,
Amerikan adaletinin en yüksek karar mercii olan 'Supreme Court' (ABD
Yüksek Adalet Mahkemesi) 1943 yılında daha önce Marconi karşısında
yitirdiği ve kendi buluşu olan 'Radyo'nun o güne değin hatalı bir
biçimde Marconi ismi ile anılmasını durduran karar; Tesla'nın ölümünden
6 ay sonra, radyoyu ilk bulan kiÅŸinin Marconi deÄŸil Nikola Tesla olduÄŸu
mahkeme kayıtlarına geçerek tarihe mâl olmuştur.Dönemin ABD Devlet
Başkanı Wallace, FBI ve ABD Deniz kuvvetleri tarafından hayatı 'Top
Secret' olarak damgalanan Nikola Tesla, hayatı boyunca kimseyle yakın
bir ilişki kurmadı.
Doğu ve Batı Avrupa dillerinin tümüne yazılı
ve sözlü olarak hakimdi. Muazzam denilebilecek bir kültür birikimine
sahipti. Hayatı boyunca hiçbir şirket ya da kurum ile sürekli bir
ilişki kurmadı. Hiçbir kurumsal yapı inşa etmedi. Belgrad'daki 'Tesla
Müzesi' ölümünden çok sonra Yugoslavya Hükümeti tarafından kuruldu.
Buluşlarının patentlerini alma becerisini gösteremediği için,
çalışmalarının üzerinden daima başkaları büyük başarılar kazandılar.
Uluslararası bilim toplantılarını, söz sırası kendisine geldiğinde
yarıda bırakıp, bahçedeki güvercinleri beslemeyi tercih etti.
Çocukluğundan
beri doğayı gözleme tutkusu içinde oldu. Nerede nasıl davranacağını ve
nasıl konuşacağını hiçbir zaman bilemedi. Hayatı boyunca kendi
dünyasında yaşadı. Tüm bu özellikleri ile belki de gelmiş geçmiş en
ünlü otistiklerden birisiydi. Fakat kesin bir şey var ki, 20. yüzyıl
teknik uygarlığı tek başına onun beyninin içinde gerçekleşti.
1856
yılında 10 Temmuz'u 11 Temmuz'a bağlayan gece, o zamanlar
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'na bağlı olan Hırvatistan'ın
güneybatı kesiminde yer alan küçük bir köy olan 'Smiljan'da doğdu.
Doğduğu gece müthiş kasırgalı ve şimşekliydi. Doğum sırasında çakan
muazzam şimşekten korkan ebesi, annesi Djuka'ya 'Bu çocuk olsa olsa
şimşeğin çocuğu olabilir' demişti. Annesinin güncesindeki bu satırlar,
ilginç bir şekilde yaşamını belirleyecek ve Tesla'nın günlük
defterlerinden edinilen bilgiye göre 3 yaşından itibaren 'elektrik' ve
'şimşek' denilen şeyi hep merak edecekti. 80'li yaşlarında kendisiyle
yapılan bir söyleşide şunları söylemiştir: '80 yıldır kendime her gün
bu elektriğin ne olduğunu soruyorum. Halen de yanıtını bulamadım.'
Ailesi
Sırp asıllıdır ve babası köydeki Ortadoks Kilisesi'nin rahibidir.
Annesi okumamış olmakla birlikte, onun okul öncesi eğitiminde çok
önemli bir yere sahiptir. Tesla'nın yaşam boyu bir takıntı haline
getirdiği, yemeğini yemeden önce tabaktaki yemekle ilgili kübik
hesaplamaları aklından yapmak ve bitirmeden yemeğe başlamamak,
annesiyle yaptığı çalışmalardaki zihinsel hesaplama egzersizlerinden
kalma bir alışkanlıktır. Annesinin mucitlerle dolu bir soydan geldiğini
ve evdeki yaşamı kolaylaştıran araç gereçleri onun tasarladığını
anlatır ve birlikte yaptıkları egzersizlerden şöyle söz eder: 'Bu
eğitim her türden egzersizi kapsardı, başkasının düşüncesini tahmin
etme, bazı ifadelerdeki eksikleri bulma, uzun cümleleri tekrarlama ve
zihinsel hesaplamalar yapmak..'
Bir papaz olan babası ise, yine
olabildiğince ilginç bir insandır. Çok okuyan, birkaç dil bilen ve
ezber yeteneği bazı klasikleri tekrarlayabilecek kadar güçlü bir
beyindir. Kendi kendine farklı ses tonlarıyla odasında konuşurken,
dışarıdan birine içerde bir tartışma olduğunu düşündürtecek kadar da
yeteneklidir. Ancak oğlunun da kendisi gibi ruhban sınıfından olması
konusunda oldukça kararlı ve bu konuda taviz vermeyecek kadar da
serttir.
Nikola Tesla, aile içindeki adıyla Niko, dört kardeşin
en küçüğüydü. Kendisinden 7 yaş büyük olan ve küçüklüğü çok sıradışı
bir zekaya sahip olarak gördüğü abisi Dane, Tesla 5 yaşındayken attan
düşerek ölmüştü. Anne-babasının küçük Niko'yu onunla kıyaslamaları
yüzünden oldukça sıkıntı çeker. Anılarında erkek kardeşinin ölümünün
kendisinde travmatik bir etki bıraktığını, geç uyanışının nedeninin bu
hastalık olduğunu şu sözleriyle ifade etmiştir:
'Çocukluğumda,
ilginç bir felaket yüzünden acı çekiyordum; sıklıkla kuvvetle flaşlarla
bezeli imgeler, gerçek nesnelerin yerini alıyor, düşüncelerimi ve
hareketlerimi engelliyordu. Bu resimler daha önce gördüğüm ama hiç
hayalini kuramadığım nesneler ve sahnelerdi. Bana bir söz
söylendiğinde, nesnenin işaret ettiği resim aniden düşümde canlanırdı
ve bazen gördüğümün gerçek olup olmadığının ayırdına varamazdım. Bu
bende büyük bir kaygıya ve rahatsızlığa neden olurdu.
Bu
görünümler hastalıklı bir kimsenin gördüğü halisinasyonlarla
karıştırılmamalıydı. Bunlar (görünen imgeler) kendi formüle ettiği
teoriye göre; önemli bir uyarının (heyecanın) neden olduğu, beyinin
refleksif bir davranışta retina üzerine gönderdiği imgelerdi. Tesla, bu
konudaki görüşlerinin gerçekleştirilebileceğini şu sözleriyle dile
getirmektedir:
'EÄŸer bu teorim doÄŸruysa, herhangi birinin
aklında tasarladığı bir nesnenin görüntüsü bir ekrana yansıtılabilir ve
böylelikle görünür hale gelebilir' der.
İnsan ilişkilerinde bir
devrim yaratacağını düşündüğü bu teori üzerinde daha sonraları epey bir
çaba sarfetmiştir. Kendi aklında tasarladığı bir görüntüyü, başka odada
oturan bir kimsenin zihninde yaratabilmek için uğraş verecektir.
Tesla
çocukluk yıllarında delice diye adlandırabileceğimiz zihin gezileri
yaptığını ileri sürmüştür. Gerçek dünyadakinden farklı görmediği
arkadaşlıklar kurar; yani yerler, kentler ve ülkeler görürmüş. Bu
gezilere her akşam çıkar hatta bazen gün boyunca da sürdürdüğü olurmuş.
'Düşüncelerimi ciddi olarak icatlara dönüştüğü 17 yaşına kadar sürekli sürdürdüm bu gezileri.'
O
günlerde aklında düşündüğü şeyleri gerçek yaşama çok kolay
aktarabildiğini ve bu yolun yalnızca deneylerle yapılan çalışmalara
göre çok daha hızlı ve etkili olduğunu düşünmektedir.
'Modellere, çizimlere ve deneylere ihtiyacım yoktu,' der.
'Bir
kimse henüz ham olan tasarısıyla bir araç oluşturmaya kalkarsa,
kaçınılmazlıkla zihni, aracın detaylarının düşünülmesiyle işgal
edilecektir. Bu kimsenin, aracın geliştirilmesi ve yeniden yapılması
sürecinde konsantrasyonu azalacak ve temel ilkeleri görme gücünü
yitirecektir. Belki sonuç sağlanabilecektir ama her zaman kaliteden
feda edilerek.'
İşte kendi çalışma mantığının tersi olarak
nitelediği yukarıdaki yöntemin verimsiz olduğunu bu sözleriyle
açıklamaktadır. Kendisi ise, aklına bir fikir geldiğinde onu öncelikle
düşlerinde oluşturmaya başlar, inşa sürecini zihninde değiştirir,
geliştirmeleri akıldan yapar ve aracı zihninde çalıştırır.
'Türbinimi
aklımda çalıştırmam ya da dükkanımda test etmem benim için kesinlikle
önemsizdir. Bir farklılık yoktur, ne olursa olsun sonuçları aynıdır. Bu
yolla aklıma gelen fikri, eksiksiz ve çok hızlı bir şekilde, hiçbir
ÅŸeye dokunmadan geliÅŸtirebilirim.'
Mühendislikte, elektrik ve
mekanikte sonuçların olumlu olacağını düşünmektedir. Ona göre hemen
hemen hiçbir konu yoktur ki, önceden düşünülerek yapılamasın, elbette
yeterli teorik ve pratik bilgisi varsa.. Ham fikirlerin, genellikle
yapıldığı gibi, pratiğe taşınmasını gereksiz yere harcanan büyük bir
enerji, para ve zaman kaybı olarak görmüştür.
Küçüklüğünde
yaşadığı ve sonradan da devam eden felaketin (imgelerin düşlerinde
canlanması) gerçekte kendisine bahşedilen bir güçle telafi edildiğini
düşünmektedir. Bu güç; duyu organlarının uyarılmasıyla birlikte, anında
düşünebilme ve bu doğrultuda hızlı hareket edebilme yeteneğidir.
'Bunun pratik sonucu, şimdiye kadar ancak kusurlu bir uygulaması bulunan 'teleautomatic' (uzaktan kumanda) bilimidir'
Yıllarca
kendini, kendinden kontrollü otomatların (self-controlled automata)
planlamasına adamış ve mekanizmaların sınırlı bir derece de olsa akıl
sahibiymiş gibi hareket edebilecek şekilde üretilebileceğine
inanmıştır. Bütün bunları 19. Yüzyıl sonlarında endüstri ve ticarette
bir devrim yaratacağını görebilmiştir.Karakterinin güçsüz ve zayıf
olduğu, cesaretinin ve kararlılığın olmadığı, ölüm ve dinsel
korkularının olduğu bir çocukluk dönemi yaşamıştır. Batıl inançların
etkisi altında olduğu bu dönemde düşlerden, cinlerden vs. hep
korkmuştur. Sonradan babasının kütüphanesinde yaptığı gizli okumalardan
birinde eline geçen bir kitapta (Aofi-Theson of Aba 'Aba'nın Oğlu' /
Macar yazar:Josikaj ) hayatının rotası değişmiştir.
'Bu okuma
her nasılsa irademin hareketsiz güçlerini uyandırdı ve kendi kendimi
kontrol (self-control) etme talimlerine başladım. Azmim önceleri Nisan
ayındaki karlar gibi eridi, ama kısa bir süre sonra güçsüzlüğümü
keşfettim ve daha önce hiç bilmediğim bir memnunluk hissettim.' ( )
Hayatın
çok hızlandığı ve türden enformasyonun insanların beyinlerine akın
etmeye başladığını düşündüğü yıllarda, bunu modern varoluşun bir
sıkıntısı ve kendini gözlemleme yeteneği olmayan insanın ortaya çıkışı
olarak yorumlar. Kendisindeki iç gözlem yeteneğini ise paha biçilmez
bir başarı olarak görür. Düş dünyasının körelmesinin gerçek tehlike
olduğunu düşünür.'... düş yeteneğimizi bastırdığımız hayat alanlarında
ise önümüzdeki hayattan vazgeçmeye her an hazır �sıradan insanlara'
dönüştürmekte bizi.' ( )
Tesla,. Bu tehlikeyi görebilmişti.
Kendisinin çok gelişkin bir politik bakışının olduğu iddia edilemese ve
hatta zaman zaman buhranlı yanlış tercihler yapabildiği düşünülse bile
bir hümanistti denilebilir. Çünkü, o insanların yaşantılarından kaygı
duyuyordu.
Bütün yaşamı boyunca sürecek çalışmaları ve
icatlarında henüz bir çocukken yaptığı bir deneyde de ulaşmaya
çalıştığı gibi, doğanın enerjisini insanlık yararına kullanmayı
amaçlamıştı. İlk başlarda içgüdüsel bir biçimde olan bu düşünce daha
sonra başat bir öneme sahip olmuştu. Çocukluk deneylerinden birinde 16
tane Mayıs böceğini (May bug) dörder dörder çapraz birbirini kesen iki
çubuğun uçlarına yapıştırmış ve onların yorulmak bilmez dönüşlerini bir
mille bir çarka, oradan da daha büyük bir çarka geçirmiştir. Bu deney
arkadaşının böcekleri yemesiyle trajik bir son bulmuş ve Tesla,
insanlık yararına kullanmak için bir daha böcek enerjisinden
yararlanmayı aklına bile getirmemiş.
Ailenin tek erkek çocuğu
olarak kendisini çalışmaya adadığını belirtmiştir.. İlkokula
başladığında matematikteki üstün yeteneği öğretmeni tarafından fark
edildi. Mekaniğe karşı yoğun bir ilgisi vardı. Yaptığı ilk alet 6
yaşındayken gerçekleştirdiği kurbağa yakalama düzeneği olmuştu.
İlkokulun
birinci sınıfından sonra ailesiyle birlikte köye yakın küçük bir kent
olan Gospic'e gider. Bu değişim ona doğal yaşamdan uzaklaştığı için hoş
gelmez ve hayvanlarını �özellikle güvercinlerini bırakmayı hiç istemez-
Her hafta Pazar günü gittiği kilise görevinden hiç de memnun değildir.
Ancak, bu kentte yaşadığı bir olay omuzlarda taşınmasına neden olur.
Yeni kurulan bir itfaiye departmanı son model bir yangın söndürme
cihazı almıştır. bu son teknoloji ürünü makinanın çalışmasını görmek
için, bütün herkes kentin meydanında toplanmış, makine nehirden su
alacaktır. Bütün seremoni ve konuşmalar tamamlandıktan sonra, pompayı
çalıştır emri verilmiştir, fakat ne yazık ki hortumun ucundan bir damla
su bile gelmemiştir. Eksperler ve profesörler boş bir çabalama içine
girmişlerdir. Tesla, alana vardığında durum budur ve kendisi de küçük
bir çocuk olarak bu konuda fazla bir bilgiye sahip değildir. Ancak
olanca bilgisine dayanarak nehre atlar ve suyu nehirden çekmesi gereken
hortumun ağzının tıkanıklığını açar ve tam o sırada su püskürmeye
başlayan hortum kalabalığın Pazar giysilerini ıslatır. Bu, Nikola
tesla'nın yaşamındaki ilk toplumsal başarıdır.Tesla, bu kentte daha
sonra gideceği kolej veya gerçek bir liseden önce 4 yıllık normal bir
okula gönderilir. Okulda birkaç mekanik alet vardır ve bu maketler
ilgisini su türbinlerine yöneltir. Amcasının ona anlattığı Niyagara
Şelalesi'ni zihninde canlandırır ve şelalenin akıttığı sulala dönecek
büyük bir tekerleğin düşlerini kurar. Amcasına bir gün Amerika'ya
gideceğini ve bu planını gerçekleştireceğini söyler. Bir gün gerçekten
gidecek ve düşlerini gerçekleştirecek, Niyagara Şelalesi'nin önüne
heykelini diktirtecektir.
On yaşında liseye başlar. Okul iyi
araç ve gereçlerle donatılmıştır. Fizik departmanında çeşitli elektrik
ve mekaniğe ait klasik bilimsel araçların maketleri bulunmaktadır. Bu
maketlerin hocalar tarafından gösterildiği ve çalıştırıldığı zamanlar,
Tesla'nın en çok ilgisini çeken anlardır. Bu araçları seyrettikçe çok
güçlü bir mucit olma isteğine kapılır. Aynı zamanda matematiği de çok
sevmektedir, akıldan yaptığı çok hızlı hesaplamalarla profesörlerin
takdirlerini kazanır. Ancak eliyle yaptığı bu hesaplamaları tahtaya
yazmak ya da herhangi bir model çizmeyi başarabilmek, onun için azaptan
başkaca bir şey değildir ve bu işi düzgün bir biçimde yapabilmeyi
başarabilmesi için yıllarca uğraş verecektir.
Okulun ikinci
yılında en büyük hedefi hava basıncıyla sağlanabilecek sürekli bir
hareket yaratabilmektir. Küçüklüğünde içi boş saplardan vakumlayarak
yaptığı oyuncak tüfekler zihnini hep meşgul etmiş ve vakum gücünü
kullanmak istemiştir. Bir süre düşüncelerinde karanlıkta dolaştıktan
sonra bir model geliştirmiş ve hava basıncını kullanarak bir silindirin
sürekli rotasyonunu sağlamıştır.
Bu sürekli hareket onu
fazlasıyla sevindirmiş ve en çok istediği 'uçuş makinası'nın gücünü bu
şekilde sağlayabileceğini düşünmüştür. O güne kadar şemsiye ile bina
tepelerinden atlayıp kötü bir biçimde düşerek sürdürdüğü, cesaret
kırıcı bir çok anısı vardır. Bu rotasyonu sağladıktan sonra eksiğinin
yalnızca bu rotasyonla çırpacak kanatlar olduğu fikrine kapılır. Sonuç,
vakumlu silindir tüpün içindeki hava basıncı yüzünden sızdırması ve
kuvvetsiz rotasyona neden olmasıyla başarısız olmuştur.
Yakalandığı
hastalıklar nedeniyle liseyi güçlükle bitirebilmiştir. Doktorlar
durumunun çaresiz olduğunu düşünmüşler ve tedaviden bile
vazgeçmişlerdir. bu süreçte Tesla'nın sürekli olarak okuyabilmesine
izin verilmiştir ve o bu fırsatı, halk kütüphanesinden aldığı
kitaplarla değerlendirmiştir. Bu dönemde, daha sonra arkadaşı olacak
Mark Twain'in ilk yazdıklarından bir eseri eline geçmiş ve bu kitabın
büyüleyici etkisiyle umutsuz durumunu tümüyle unutmuş ve mucizevi
biçimde hızla iyileşmiştir.
Öğrenimine teyzelerinden birinin
yaşadığı Hırvatistan'ın Carlstadt kentindeki yüksek lisede devam
etmiştir. Orada kaldığı 3 yıldan sonra okulu bitirmesiyle bir dönüm
noktasına gelmiştir. Bugüne kadar anne ve babası oğullarının bir rahip
olacağından hiç kuşku duymamaktadırlar. Fakat bu düşünce Tesla için
büyük bir endişe kaynağıdır. Çünkü okul yıllarında özellikle çok zeki
olarak nitelediği profesörünün etkisiyle elektrige merak sarmış ve bu
büyüleyici dünya hakkında daha çok şey öğrenmeyi kafasına koymuştur.
Okulunu
bitirip eve döneceği sıralarda, babası onu Gospic'deki salgın hastalık
nedeniyle ava çağırır. Av için gittiği kentte hastalığa yakalanır 9 ay
süreyle yataktan kımıldayamayacak kadar enerjisinin tümüyle bittiğini,
ikinci ve bu kez galiba sonuncu defa ölümün kapısına geldiğini düşünür.
Babası onun moralini yüksek tutmak için elinden geleni yapmaktadır.
Ve
yine oğluna moral verebilmek için, odasına girdiği bir sırada Tesla
babasına: 'Belki, eğer sen benim mühendislik eğitimi almama izin
verirsen iyileşebilirim' der. Babası, 'Sen dünyadaki en iyi teknik
okula gideceksin' diye içtenlikle yanıt verir. Zihninden ağır bir yükün
kalkmasıyla kısa süre içinde ilâçların da yardımıyla iyileşir. Herkes
bu süreyi şaşkınlıkla izler.
Bu hastalığın ardından babası
oğluna sağlıklı ve doğal bir ortamda dinlenmesi ve egzersiz yapmasında
ısrar etmiştir. Doğayla baş başa geçirdiği bu dönemde, gezilerine
birçok kitap ve av takımlarıyla birlikte çıkmıştır. Bu dönem onun hem
zihnini hem de bedenini güçlendirmiş, gezilerinde birçok şey
tasarlamış, fakat tasarladıkları gibi tasarılarının dayandığı
kuralların da bilgi eksikliğinden ötürü düşselmiş.
Bu döneme
rastlayan iki ilginç anısı vardır. İlki, mektup ve paketlerin
denizaltına yerleştirilecek tüplerle, su basıncı kullanılarak
iletilmesini sağlayacak olan projedir. Çok daha düşsel olan diğeri ise;
Ekvator'un çevresinde dünyaya bağlı olmaksızın kendiliğinden hareket
eden bir halkanın inşa edilmesi ve bu halkaya istendiği zaman dünyadan
ulaşılarak, dünyanın kendi çevresinde dönüşü sayesinde, trenlerin
hiçbir zaman ulaşamayacağı, saatte binlerce kilometre yol
alınabilmesinin sağlanmasıdır. Bunların komik düşünceler olduğu
otobiyografisinde belirtmiş; ama kendisinden daha kaçık ve deli New
York'lu bir profesörden de söz etmiştir. Bu bilim adamı da atmosferdeki
havayı çok sıcak olan bölgelerden ılıman olan bölgelere pompalamak
niyetindedir ve bu amaç uğruna devasa büyüklükte bir araç bile
gerçekleştirmiştir.
Doğada dinlenerek geçirdiği bu bir yılın
ardından, babasının seçtiği okullar arasındaki en ünlü ve eski
olanlardan Gratz'daki (Avusturya) 'Politeknik Okulu'na gönderilir. O
kadar memnun olur ki, çalışmalarına büyük bir heves ve tempoyla başlar.
Notları mükemmeldir, bütün derecelerde rekorları kırar ve hocaları
tarafından en yüksek notlardan daha fazlasını hak ettiği düşünülür.
Çalışmaya haftanın her günü sabahın 3'ünde başlamakta ve gece 11'e
kadar sürdürmektedir. Bütün yıl bu şekilde çalıştıktan sonra evine kısa
bir tatil için giderken, özellikle babasının çok gururlanacağını
düşünmektedir. Fakat babası onun hevesini kıracak derece ilgisiz kalır.
Bunun nedeni babasının ölümünden sonra bulunan bir kutu içindeki
mektuplarda açığa çıkmıştır. Profesörleri babasına, '.... eğer
çocuğunuzu okuldan almazsanız çok çalışmaktan kendisini öldürecek'
diye, yazmışlardır.
Tesla'nın bilimsel kişiliği Hırvatistan'ın
Carlstadt kasabasında eğitim gördüğü Gymnasium ve Prag Üniversitesi,
Graz Politeknik Mühendislik Fakültesi'nde şekillendi. Anılarında
Gymnasium'daki öğretmeni Profesör Poeschl'in hayatındaki önemine vurgu
yapar. Poeschl elektrikteki son gelişmeleri, dinamoları, elektrik
motorlarını Paris'e gidip satın alarak okuluna getiren ve bu aletleri
sökerek çalışma mekanizmalarını öğrencilerine anlatan gerçek bir bilim
insanıdır. Poeschl öğrencisi Tesla'nın okul hayatı boyunca günde birkaç
saat uyuyarak sürdürdüğü yoğun çalışma temposunu ve elektriğe olan
merakını fark etti ve onun Prag Üniversitesi'ne gitmesini destekledi.
Gratz'daki okulda gerçekleştirilen deneylerde ilk kez 'Gramme Dinamo'yu
görür. Bu dinamo bir jeneratör gibi çalışmakta ve tersine çevrildiğinde
de elektrik motoru olmaktadır. Fakat çok fazla ses ve kıvılcım çıkaran
sevimsiz bir motordur. Bunun üzerine düşündüğünde, kendisinin bu motoru
kıvılcımlar çıkartmasına neden olan fırçaları kullanmadan
yapabileceğini iddia eder. Prof. Poeschl ile tartışması da okul
kayıtlarına geçmiştir. Tesla Faraday'ın elektrik jeneratörünün yetersiz
olduğunu ve bu jeneratörün dinamonun ileri geri hareketinin dışında
dairesel bir dönme hareketiyle bir elektrik motoruna dönüşebileceğini
belirtir. Poeschl bunun imkânsız olduğunu söyler. Fakat Tesla, itiraz
eder ve bir gün bu motoru yapacağını belirtir. Profesörü Tesla'yı
derste şöyle yanıtlar: 'Bay Tesla büyük şeyler başarabilir ama
kesinlikle bunu yapamazsın.'
Tesla bunu yapmıştır! Gratz'daki
okulu bitince 1880'de Prag'a gider, babasının arzusunu gerçekleştirmek
için üniversite eğitimi orada tamamlayacaktır. Burada yaptığı
çalışmalarda henüz amacına ulaşamayacaktır ama bu doğrultuda bir
ilerleme olarak 'komütatör'ü (elektrik akımının yönünü değiştirir)
makineden ayırmayı başarır.
Babasının ölümü Tesla'nın
omuzlarına, annesinin ve kardeşlerinin bakım sorumluluğunu yükler.
Amerikan telefon sistemi o dönemde Avrupa'ya yayılmaktadır ve
Macaristan'da da Budapeşte kentine kurulacaktır. Bunu ailesinin maddi
sıkıntısını hafifletecek büyük bir fırsat olarak görür. Zaten şirketin
başında da aile dostlarından, babasının yakın bir arkadaşı Puskas
bulunmaktadır. Budapeşte'ye taşınarak Puskas'ın yanında çalışmaya
başlar. Telefon şirketindeki çalışmasına kaderin cilvesiyle, teknik
ressam olarak başlamıştır. Sonraları departmanın başındaki kişinin
ilgisini çekmiş ve hesaplamalar, dizayn etme ve yeni makinaların
yerleştirilmesinde karar verme yetkileriyle donatılmıştır. Telefon
santrali çalışmaya başlayana kadar orada çalışmış ve o günün telefon
teknolojisine, patentini hiçbir zaman üzerine almadığı ama onun
tarafından icat edildiği bilinen, araçlar yaparak katkıda bulunmuştur.
Burada yine çok kötü bir şekilde hastalanır. Tüm sinir sistemi
iflas eder. Umutsuzca yaşama yapışır ama bir daha iyileşemeyeceğini
düşünmektedir. Tesla'nın dehşet verici kişiliğinin bir diğer özelliği
de, başladığı bir şeyi muhakkak bitirme takıntısıdır. Fakat bu
tabağındaki yemeklerin kübik hesaplamalarını yapmaktan ya da yaptığı
tekrarlanan hareketlerin hepsinin mutlaka 3'e bölünmesi
zorunluluğundan, daha ağır sonuçlar doğuracaktır. Bir gün, 'günde 72
fincan siyah kahve içen canavar' diye, nitelendirdiği Voltaire'in bir
cildini okumaya başladığında başına geleceklerden habersizdir. Çünkü o
'canavar' küçük harflerle dolu 100'e yakın cilt yazmıştır ve Tesla
başladığı işi bitirmek zorundadır. En son cildi okuduktan sonra şöyle
der: 'Bir daha asla' Fakat iyileşir ve bundan sonraki yaşamında hiç
durmaksızın, bir gün bile ara vermeksizin çalışacaktır. 1882 yılında
bir arkadaşının önerisiyle Paris'te, Edison şirketinin bürosuna
çalışmaya gitmiştir. Burada Edison'un yakın arkadaşı ve yardımcısı Mr.
Batchellor ve birkaç Amerikalıyla daha tanışır. Ancak tek tanıştığı
Amerikalılar değil, Amerikan yaşam biçimi (Amerikan way of life)'de
olmuştur. Daha sonraları çok acı çekmesine ve delilik olarak
adlandırılabilecek araştırmalar ve açıklamalar yapmasına neden olacak
ve onu sinir bozukluklarına sürükleyecek bu tarz, o dönemde ona
yalnızca komik görünmekteydi.
'Amerikalılar benimle çok
ilgiliydiler, özellikle de bilardo oynamamdaki üstünlüğümle. Bu baylara
bu konudaki icadımı anlattım ve baylardan biri bana hemen bir hisse
senedi (borsa) şirketi kurmayı önerdi. Bu öneri bana son derece komik
geldi ve ne demek istediği konusunda, bunun bir Amerikan tarzı olması
dışında çok küçük bir fikrim vardı.' ( )
Tesla, bu dönemde
Almanya ile Fransa arasında gidip gelmeye başlar. Güç ünitelerinin
onarımı için çalışmaktadır. 1883 yılında bir görev için gittiği
Strazburg'da, saatlerce çalışmanın sonucunda, fırça ve komütatör
kullanmaksızın ilk endüksiyon motorunu yapmayı başarır. Strazburg'da
işini başarıyla tamamladıktan ve şirketin önemli miktarda para
yitirmesini önledikten sonra, Paris'e geri döner. Edison'un arkadaşının
ısrarıyla bundan sonraki çalışmalarını yürütmesi için 'büyük umutlar
ülkesi' Amerika'ya hareket eder. Hiçbir zaman para konularında başarılı
olamayacak olan Tesla'nın New York'a ulaştığında ise; cebinde yalnızca
4 senti bulunmaktadır. Tesla'nın kafasındaki tek problem alternatif
akım motorunun çözümüdür. Otobiyografisinde alternatif akım motorunun
denklemlerini Budapeşte Parkı'nda, Goethe'nin Dr. Faust eserini okurken
ve gün batımını izlerken çözdüğünü belirtir. Problemin çözümü esnasında
ağır bir depresyon geçirir, kendi tarifiyle masaya konan bir sineğin
çıkardığı ses bile beyninin içinde büyük yankılar uyandırmaktadır.
Alternatif akım motoru elektrikte bir devrimdir. Kendisinden önce bir
çok mühendisin deneyip beceremediği manyetik alanda alternatif akım
üretimini sağlamıştır.
Tesla birden fazla akımı kullanarak
motorun şaftını döndürmüştür. Daha da önemlisi alternatif akımlı
motorunu icat ederken akımın kabloya ihtiyaç olmaksızın manyetik alanda
iletilebildiÄŸini keÅŸfetmiÅŸtir. Bobine gelen elektrik ilk hareketi
vermekte ve daha sonra motorun hareketli parçaları kabloya ihtiyaç
olmaksızın hareket edebilmektedir. Depresyon dönemini geçirdikten
sonra, alternatif akımlı motorun detaylarını tamamlar. Jeneratörler,
motorlar ve transformatörler tasarlar. İki akımlı motoru, üç akımlı
motorun detayları üzerinde çalışmaya başlar.
Tesla, müthiş bir
matematikçi olduğu gibi, küçük yaşlarından itibaren tutkulu bir doğa
gözlemcisiydi. Çocukluğu çılgınca akan nehir sularına kendini atıp,
suyun gücünü incelemekle geçmiş ve bu tutkusu yüzünden birkaç kez
ölümün eşiğinden dönmüştü. Bu özellikleri ve aldığı iyi eğitim Edison
gibi bilim insanları ile Tesla arasındaki ayrım çizgisini belirler.
Otobiyografisinde hiçbir zaman Edison gibi deneme yanılma yöntemiyle
çalışmadığını, problemi matematik olarak kafasında çözmeden hiçbir
deney yapmadığını belirtir. İlginçtir ki, denediği hiçbir aletini
ikinci kez denemeye ve geliştirmeye gerek duymadı. Ürettiği makinalar
daima tüm detaylarıyla matematik olarak çözümlendikten sonra istisnasız
çalıştı.
Alternatif akım motoru Budapeşte'de Faust okuyup,
günbatımını seyrederken çözen Nikola Tesla, bilimin sanat
faaliyetlerinin bir uzantısı olduğuna ve bilimci ile sanatçı arasında
hiçbir fark olmadığına inanıyordu. Dönemin romantik geleneğini yakında
izliyordu. Bu nedenle Tesla, romantik sanat geleneğinin bir dehasıdır
yerinde bir tanımlamadır. Belki de bu yüzden olsa gerek hayatı boyunca
hiçbir zaman buluşları üzerinde nasıl para kazanabileceği sorusunu
kendisine hiç yöneltmemiştir. Bu özelliği Edison ile arasındaki en
büyük farkı oluşturur. Edison daima mümkün olabilecek buluşlar üzerinde
başkalarının fikirleri üzerinde yükselmiş ve büyük paralar kazanırken,
Tesla mümkünlük sınırlarını asla bilmedi ve matematik problemleri ile
daima zamanının 'mümkünlük' sınırlarını zorladı ve o sınırları
darmadağın etti.
'Geride bıraktıklarım her anlamda sanatsal ve
büyüleyiciydi. Ve bulduğum makinalaşmış, kaba ve cazibesi olmayan bir
ÅŸeydi. Amerika dedikleri bu muydu?' Tarih: 1884
ABD'ye adım
attığında Tesla'nın günlük defterine düştüğü satırlar böyleydi. Avrupa
kültürünü ve sanatını olabilecek en yüksek düzeyde özümsemiş Tesla,
ABD'ye adım attığında beş parasızdı. Cüzdanını, valizini ve tren
biletini Paris'te çalmışlardı. Güçlü hafızası sayesinde anımsayabildiği
tren bilet numarasını söyleyerek Calais Limanı'ndan gemiye
binebilmişti. Atlantik'i üzerindeki elbiseleri değiştirmeden geçmek
zorunda kaldı. Atlantik yolculuğunu banyo yapmadan ve elbiselerini
değiştirmeden yapmak zorunda kalışı, yaşamında derin izler bıraktı. Bir
daha asla elini kuruladığı bir havluyu ikinci kez kullanmadı. Temizlik
hastalığına tutuldu. New York'a indiğinde cebinde yalnızca arkadaşı
Charles Batchellor'un Edison'a kendisi için yazdığı referans mektubu
vardı. Cüzdanı çalınmış olduğundan mektubu da gümrük görevlilerine
kimlik olarak gösterip gümrükten geçti. Prag, Paris, Budapeşte ve
Berlin'den sonra New York gözüne inanılmaz derecede çirkin gözüktü.
1917
yılında Amerikan Elektrik Mühendisleri Enstitüsü kendisine verdiği
'Edison Altın Şeref Madalyası'nı aldığı törende Tesla, New York'ta
attığı ilk adımları şöyle anlatmıştı:
'İlk birkaç adımda
kaybolmuştum bile. Yolumun üzerinde bir atölyede bir elektrik ustasının
önündeki dinamoyu tamir etmeye çalışırken gördüm ve kafamı uzatıp
yardıma ihtiyacı olup olmadığını sordum.'Avrupa yapımı olan dinamoyu
çözemeyen usta, yardım önerisini kabul etmiş o da ceketini çıkartıp
akşamüstüne doğru dinamonun tamirini bitirmişti. Usta, ona iş önerdi
fakat öneriyi kibarca reddeden Tesla, atölyeden çıkmak üzereyken eline
tutuşturulan 20 dolar ile şaşkınlığa düştü. O geceki otel ve yemek
parası çıkmıştı!
Ertesi gün 5th Avenue'daki Edison Şirketi'nin
önündeydi. Tesla, anılarında Edison'u gördüğünde düş kırıklığına
uğradığını, düşlerinde canlandırdığı Edison tiplemesinin yerine, Pazar
günü kilise ayinine giden bir çiftçiye benzer birini bulduğunu söyler.
Tesla, Edison'a alternatif akım motor projesini anlattığında Paris
şirketinde çalışırken Batchellor ile tanıtmıştı. Batchellor'un
teşvikiyle ABD'ye gelen Tesla, bir şeyin farkında değildi. Edison
imparatorluğu doğrudan akımlı elektrik jeneratörlerinin patenti üzerine
kurulmuştu. Bu birçok sorun yaratsa da işleri yolunda gidiyordu
Edison'un..Ne var ki Batchellor altından kalkmak zorunda oldukları
büyük çaplı aydınlatma sistemlerinde birden fazla doğrudan akımlı
dinamoyu birbirine bağlama probleminin çözümü için, Tesla'nın ABD'ye
gitmesini teÅŸvik etmiÅŸti.
Tesla, bu gerçekle kısa bir süre sonra
yüzleşti. Edison, Tesla'nın alternatif akımlı motor üretimi için paraya
ihtiyacı olduğunu anlamış, kendisine Şikago'daki Haverley Tiyatrosu'nun
647 ampulünün aydınlatma sistemi için doğrudan akımlı jeneratörlerin
senkronizasyon tasarımı için 50 bin dolar teklif etmişti. Tesla,
geliştirdiği regülâtör sistemi ile jeneratörleri birbirine senkronik
bir şekilde bağladı. Edison'un tasarımına eklediği ek bir fırça
tasarımı ile jeneratörler düzenli bir şekilde çalışıyordu. Edison, onun
bu tasarımının patentini kendi üzerine aldı. Ve Tesla'ya söz verdiği 50
bin doları vermedi ve üstelik kaba bir şekilde kendisini tersledi. Bu
olayın ardından, birden bire günde 18 saat, haftada 7 gün Edison'a
çalıştığını üstelik Edison'un ticari atılımının temellerini attığının
farkına vardı.
İşin gerçeği Edison tam anlamıyla bir kör
cahildi. Hırvatistan'ı Avrupa'nın ortasında yabanıl bir orman
zannediyordu. Bir keresinde Tesla'ya Hırvatistan'da insan eti yiyip
yemediklerini bile soracak kadar dünya kültüründen habersizdi.
Edison'un kendisine söz verdiği 50 bin dolar parayı vermemesi üzerine
istifa eden Tesla ile Edison arasındaki bu kopuş, bilim ve sanatın ABD
emperyalizminin hedefleri haline gelmesine neden olmuştur. O günden
bugüne, hangi ülkede olurlarsa olsunlar, yeryüzünde ne kadar
yaratıcı/aykırı/uzak görü yetisi olan bilimci, sanatçı, yazar, gazeteci
ve entellektüel var ise, CIA'in 'arenası'na kapatılarak kullanılmak ya
da yok edilmek istenen hedefler olarak belirlenmiştir. CIA okullarında
ajan adaylarına ilk öğretiler arasında 'entellektüel' tanımlaması
içinde yer alan uzak görü yetisine sahip bilimciler, sanatçılar,
yazarlar ve gazeteciler'in en 'tehlikeli' insanlar olduÄŸu, en
'tehlikeli fikirler'in bu kategorideki insanlardan çıktığı uzun uzun
anlatılır ve mutlaka kontrol altında tutulmaları gerektiği talimattı
verilir.Tesla'nın ayrılmasından sonra Edison, onun tasarımları
sayesinde Amerikan elektrik endüstrisini eline geçirmeyi başardı.
Tesla, alternatif akımlı motorunu Amerikan şirketlerine kabul ettirmeye
çalışırken, halen daha şu gerçeğin farkında değildi: 'ABD endüstrisi
doğrudan akımlı elektrik endüstrisi üzerine kurulmuştu' ve Edison da
parayı buradan kazandığı için kurulu sistemi değiştirmek istemiyordu.
Tesla,
alternatif akımlı elektrik sistemini kurabilmek için de bir alternatif
akım endüstrisi şirketine ihtiyaç vardı. Bu ise muazzam bir kapital
anlamına geliyordu. Edison'un sistemi 115 volt üzerinden çalışıyordu.
Bu ise günümüzde kullandığımız yüksek voltaj ihtiyacını
karşılayamayacak bir sistemdi ve üstelik yarım mil ötede bir enerji
istasyonuna gereksinim vardı. Bu zenginler açısından sorun
yaratmıyordu. Onlar, ihtiyaçları olan elektrik istasyonunu
kuruyorlardı. Edison'un iş yaptığı toplumsal kesim de bu zenginlerden
oluşuyordu. Tesla ise toplumdaki herkes için evlere kadar giren bir
elektrik üretiminin düşlerini kuruyordu.
Ohm Kanunu'nu yaratıcı
bir şekilde kullanarak alternatif akımlı enerji üretiminde voltaj
düşürüp, yükseltebileceğini fark etmişti. Kentlerin aydınlatılması için
düşündüğü bugün kullandığımız ampul tasarımı ile de o günlerde bir
ilgilenen olmadı.
Genel olarak bakıldığında Tesla'nın yaşamı ve
buluşları kapitalizmin bilimsel gelişmenin önünde nasıl bir engel
oluşturduğunu açıklıkla görmek mümkündür. 19. Yüzyıl kapitalizminin
sermaye sınıfı Tesla'nın buluşlarıyla ilgilenmedi. Çünkü sermayenin ön
plânda tuttuğu kâr mantığı ile Tesla'nın geniş halk kitlelerine yönelik
hizmet mantığı hayatı boyunca karşı karşıya geldi. Ölümünden sonra bile
tüm buluşları kilit altında tutuldu; silâh sektörüne ve dev Amerikan
tekellerine 'kaymak' oluÅŸturdu.
Tesla, 2000'li yılların
teknolojisini 1900'lerin başlarında teorik olarak oluşturmuştu. Üstelik
halen daha 'parasız elektrik' gibi buluşları yaşamımıza girebilmiş
değil. Bir an için düş kurmayı deneyin ve 1900'lerin başlarında
insanlığın bugün kullandığımız teknik ve teknolojik donanımla kuşanmış
olduğunu düşünün. 100 yıl içinde bugün gelebildiğimiz noktayı düşlemeye
çalışın. Yani kapitalizmin cenderesinden kurtulabilmiş bir bilimin
insanlığa sunabileceği hizmetleri düşünün. Acıdır ki; bir zamanlar
Etiyopya'nın İtalyan işgalinden kurtarılması için Etiyopya halkına
elektronik savunma sistemlerini kendi köşesinde tasarlayan Tesla'nın
buluşları üzerinden, son yıllarda Irak ve ülkesi Yugoslavya katledildi.
Tesla,
en fazla naif, tipik bir 19. Yüzyıl Avrupalı romantik olmakla
suçlanabilir. Fakat ölümünün üzerinden 57 yıl geçtikten sonra, CIA
güdümlü yazarların FBI kayıtlarını esas alarak, mikrodalga silahını
FBI'a vermek istediğini dile getirmeleri, olsa olsa tüm insanlığı
'aptal' sanma kerkenezliği olabilir. Tesla, mikrodalga silahını
Yugoslavya'nın Alman Nazi işgalinden kurtulması için tasarlamıştı.
Ölümünden sonra otel odasında FBI'ın, Yugoslavya Büyükelçiliği'nden
sonra girebilmesi de onun vatanına olan derin sevgisinin kanıtından
başka bir şey değildir. Bugün şu gerçeği itiraf etmek gerekiyor: Tesla,
FBI ile değil Yugoslav Hükümeti ile doğrudan temasta olmuştur.
İsteseydi rahatlıkla Pentagon'un emrine girebilirdi. Bunu seçmemiş ve
bu yüzden de yalnızca FBI'ın değil, ABD ekonomisini elinde tutan tüm
şirketlerin korkulu rüyası haline dönüşmüştü. Tesla, kurtlar sofrasında
mücadele vermenin yöntemini öğrenmişti. Arkadaşı A.K. Brown ile
birlikte 1887 yılında 'Tesla Elektric Company'in kuruluşunu
gerçekleştirdi. Brown, ona alternatif akım ile çalışan motorun
tasarımının yeterli olmadığını ve sistemin tüm ek parçalarının,
jeneratörlerinin, transformatörlerinin de tasarlanması gerektiğini
anlattı. Tesla, tek fazlı, iki fazlı ve üç fazlı üç adet motor
gerçekleştirdi. 40'ın üzerinde jeneratör ve transformatör tasarladı.
Sistemin uzun mesafelerde çalışabilmesi için voltaj aktarabilen ince
kablo tasarımı ile sistemini tamamladı. Amerikan patent Dairesi'nde
sistemin tüm tasarımı Tesla'nın adına 30 ayrı patent ile patentlendi.
Tesla, kurduğu yeni sistemin tüm patent haklarına sahipti artık.
1888
yılında, George Westinhouse adlı bir işadamı Tesla'nın yeni sistemi ile
ilgilendi. Westinghouse şirketi ile yapılan anlaşma ile 40 temel
icadını, bir milyon dalar gibi bir fiyatla sattı. Tesla'nın
jeneratörleri Niyagara Şelaleleri'nde kullanılır. Böylelikle Edison'un
en önemli rakibi haline gelmiş olur. Bugünkü Westinghouse imparatorluğu
Tesla'nın buluşları üzerinde inşa edildi. Westinghouse firması
alternatif akım sistemini günlük yaşama sokan ilk şirket oldu. Bugün
tüm dünyanın kullandığı sistem Tesla'nın 19. Yüzyıl sonlarında
geliştirdiği 'AC-alternatif akım'dır.
Yıl: 1891 Tesla, o yıl
Kolombiya'da gerçekleştirilen 'Yüksek Frekans' konulu AIEE Sempozyumu
öncesi, son icatlarını sunduğu gösterisinde 'Elektriğin sihirbazı'
unvanını Edison'dan aldı. Bu gösterisinde kablosuz flüoresan
ışıklandırmayı ve yeni yüksek voltajlı Tesla Bobinii sundu. Parmak
uçlarından kıvılcımlar saçıyor, vücudundan geçen yüksek gerilim
sayesinde ampulleri yakıyor ve metalleri kırıştırıyordu. Bütün bunlar
gerek bilim dünyası için gerekse de bu gösteriyi hiçbir zaman
unutmayacak olan az sayıdaki izleyici için devrim niteliği taşıyordu.
Güç
transmisyonuna olan ilgisi Tesla'yı, yüksek gerilimin kullanıldığı tüm
alanlarda deneyler yapmaya yöneltti. Tesla bobini Heinrich Hertz
tarafından kullanılan kıvılcım-boşluk (spark-gap) rezanatörünün
modifiye edilmiş bir türüydü ve Tesla'nın bu alanda yaptığı en önemli
katkı olarak kabul edilmekteydi.1888'de Hertz kullandığı
kıvılcım-boşluk rezanatörü ile az ötedeki bir başkasındaki kıvılcımları
Maxwell denklemleri ile ulaştıran değerler doğrultusunda harekete
geçirmeyi başardı. Tesla, Hertz'in bobinindeki magnetik çekirdeği
çıkardı ve bunun yerine yüksek ölçekli, görülmedik bir spiral indüktör
kullandı. Böylece ulaşılabilen gerilim ve güç değerlerini çok daha
yükseklere çıkarmayı başardı. Gösterilerinde Tesla, bobinlerin tüm
gücünü vücuduna vererek havaya kıvılcımlar saçtı. Aynı gücü gerilim
düşüren bir transformatöre verdiğinde ise; öyle yüksek bir akım çıkışı
elde etti ki; bu akım metalleri eritebilmekteydi.
Tesla, yaptığı
anlaşma ile patent hakkından büyük paralar kazandı. Amerikan
sosyetesinin gözde simalarından birisi olmuştu. 1. Mayıs. 1893 yılında
Amerika'da gerçekleşen Dünya Fuarı'nın aydınlatma sisteminin ihalesini
Westinhouse firması aldı. Bu tarihe kadar ki süreç, Edison'un Tesla ile
mücadelesi ile geçmişti. Karşılıklı patent davaları açıldı. Sonunda
Edison, şirketini satmak zorunda kaldı. Tesla'nın tasarımı olan 96.620
ampulle aydınlatılan Dünya Fuarı, onun uluslararası gösterisine
dönüştü. Tesla, fuarda kadife bir zemin üzerinde elektrik enerjisi ile
döndürdüğü metal yumurtası ve vücudundan geçirdiği yüksek voltaj
enerjisi ile sistemin zararsızlığını ve üstün gücünü gösterdi. Edison,
Tesla ile sürdürdüğü bilimsel mücadeleyi kaybetmişti.
Tesla, 1.
Mayıs. 1893 Dünya Fuarı'na Yugoslavya'dan gelmiş ve annesini henüz
kaybetmişti. Londra ve Paris'te verdiği konferanslar ile uluslararası
bir üne kavuştu. Annesinin yanına ulaştığında ölüm döşeğindeki annesi
ile son konuşmaları onu tüm yaşamı sorgulama sürecine soktu. Annesinin
ölümünün ardından 6 hafta bilincini yitirdi. Bu 6 hafta içinde ilginç
illüzyonlar gördü. Bilinçsiz olarak masa örtüsüne birtakım formüller ve
elektrik düzenekleri karaladı. Bilincine yeniden kavuştuktan sonra şu
satırları kaleme aldı:'Artık büyük bir düşünceyle yoğunlaşmalıyım.
Tanrı'dan gelen insan aklının gücüne. Beynimizin enerji üretimini
doğanın enerjisi ile senkronize edersek tüm gezegenin geleceğini
kurtarabiliriz.'
Ve bugün halen bir sır olarak kalan insan
beyninin dalgaları üzerine çalışmaları böylece başladı. Westinghouse
onun buluşları üzerinde imparatorluğunu kura dursun, Tesla bu kez çok
daha büyük projelerin içine adım atıyordu.
1889 yılının
sonlarına doğru Pitsburg'dan New York'taki lâboratuarına döner dönmez
yüksek frekans makinalarıyla (High-frequency machines) ilgili
çalışmalarına kaldığı yerden devam eder. Bu keşifleşmemiş alandaki
yapım aşamasının problemleri, çok yeni ve pek tuhaftır. İndükleme
tipini (induction type) kusursuz sinüs dalgaları oluşturabilmekten uzak
olduğu için reddeder. Sinüs dalgalarının rezonans için çok önemli
olduğunu söyler. Sonuç olarak farklı bir amaçla icat edilmiş de olsa
1891 yılında bugün radyo, televizyon ve bilgisayar teknolojisi başta
olmak üzere, birçok elektronik ekipmanda kullanılan 'Tesla Bobini'ni
keşfetmeyi başarır.
Tesla bobini, radyo frekanslarında yüz
binlerce volta ulaşılmasını sağlayan yüksek frekans transformatörüydü.
Elektrik akımı bu aletin tepesinde sıçramalara neden oluyor ve mavi
kıvılcımlar çıkartıyordu. Bu elektrik deşarjlarının bir alıcı
tarafından kablosuz olarak alınabilmesi, elektrik enerjisinin kablosuz
transferini sağlamış olacaktı. 1891 yılında Tesla'nın lâboratuarında
yaptığı küçük makinalar sadece 10-15 cm'lik sıçramalar (deşarjlar)
meydana getirebiliyordu. 1900 yılında yaptığı daha büyük olanlarda ise
yüzlerce metrelik sıçramalar elde etmeyi başarmıştı. Söylendiğine göre,
yüksek frekanslardaki elektrik akımları vücuda zarar vermeden derinin
üzerinde dolaşabildiği için Tesla'da bu kıvılcımları parmaklarından
alıp vücudunda dolaştırabilmiştir.
Tesla bobini onun için
yepyeni bir başlangıç demekti. Bütün yaşamı boyunca düşündüğü doğal
enerjinin insanlık yararına kullanılması açısından çok önemli bir adım
atmıştı. Bu alet sayesinde elektriğin çok yüksek frekanslarda kablosuz
olarak transferlerinin mümkün olacağını düşünüyordu. Ve kuracağı
merkezlerle küçük bir kaynaktan yükselterek elde ettiği elektrik
enerjisini (milyonlarca voltluk) kablosuz olarak dünyanın istediği
yerindeki alıcılara ulaştırabilecekti. Bunu yapabilmek için, en iyi
iletken dediği yerküreyi kullanıyordu. Bu bizim AC sistemimizde
evlerimizde kullandığımız topraklama gibi düşünülebilir; yerküre
aslında kendisine aktarılan elektriği kaybetmez ve topraklanan akım
gücünün yettiği yere kadar dalgalar halinde yayılır. Tesla, çok güçlü
elektrik akımlarını topraklıyordu ve bu akımı başka bir akımla aynı
yerden toplayarak destekliyor ve dalgayı güçlendiriyordu. Böylece
saniyede 300.000 km hızla hareket eden 8ışık hızıyla eşit) elektrik
dalgaları, dünyanın merkezinden geçerek diğer taraftan dünyanın
yüzeyine çarpıyor ve tam olarak aynı noktadan geri dönüyordu. Tıpkı
salıncak örneğinde olduğu gibi, küçük küçük ama aynı güçte titremelerle
rezonans mantığına göre yükselen salıncak gibi, elektrik dalgaları da
her geri gelişlerinde daha güçlü oluyor ve daha yükseğe
sıçrayabiliyorlardı. (Bu yöntem 1950 yılında Ay'ın ve 1970 yılında
Venüs'ün haritasının çıkarılması için de kullanılmıştır. Radar ışınları
Ay'a ve Venüs'e gönderilerek bu ışınların geri dönüş hızlarından
dünyamıza ne kadar uzakta oldukları belirlenmiştir.) Bu aleti icat
ettiği 1891 yılı, onun aynı zamanda Amerikan vatandaşlığına geçtiği
tarihtir. Tesla'nın bu dönemdeki çalışmaları değerlendirildiğinde başka
bir gerçek daha ortaya çıkmıştır: 1895 yılındaki icadıyla 'X
ışınları'nın mucidi olarak bilinen Wilhelm Röntgen'den üç yıl önce
Tesla bu ışınlarla deneyler yapmış ve insan vücudunun iç kısımlarına
ait başarılı resimler elde etmiştir.
Tesla, yine aynı dönemde
yaptığı lâboratuar çalışmalarında elektrotsuz vakumlanmış tüpleri,
odanın içinde oluşturduğu gerekli yoğunlukta elektrik alanıyla,
kablosuz olarak yakmayı başarmıştı. ( ) Bu deneyin halk önünde
tekrarlanmasından sonra, dünyanın her yerinden çağrılar almaya başladı.
Bunlardan birini değerlendirdi ve 1892 yılında Londra'da Elektrik
Mühendisleri Enstitüsü'nde ders vermeye gitti. Oradan Paris'e geçmek
üzereyken, Sir James Dewar karşı konulmaz bir ısrarla Kraliyet
Enstitüsü'nde de gösterisini tekrarlamasını istedi.
Burada Dewar, Tesla'yı bir koltuğa iterek eline bir bardak viski verdikten sonra,
'Şimdi 'Fraday'ın sandalyesinde oturuyor ve onun içtiği viskiyi yudumluyorsun,' dedi.
New
York'daki lâboratuarına döndükten sonra tekrar çalışmalarına yöneldi.
1985 yılında lâboratuarı kuşkulu bir biçimde yanmış, bir süreliğine de
olsa çalışmalarına ara vermek zorunda kalmıştı. 1899'da ise kendisine
ücretsiz enerjinin önerildiği Colarado'ya gitti.
Tesla, dev
büyüklüğe sahip bobinini kullanarak dünyadan bir iletken olarak
yararlandığı ilk deneylerini, Colarado'da gerçekleştirdi. En önemli
icadı denilebilecek 'sabit karasal dalgalar' (terrestrial stationary
waves) burada kullanmaya başladı. Deneyleri sırasında yerküreye
elektrik verdiğinden, lâboratuvarı çevresinde dolaşan insanların
ayakları arasında elektrik sıçramaları meydana geldiği ve etraftaki
çiftliklerde ayaklarındaki demir nallar yüzünden atların çılgına
döndüğü anlatılmıştır. Bu kentteki sonunu belki delice denilebilecek
şekilde kendisi hazırlamış, kentin ana jenaratörünün yanmasına neden
olmuştur. Bir gün deneyi sırasında muazzam elektrik sıçramaları elde
etmiş, fakat bu sıçramalar bir süre sonra bir şimşekten çok daha
korkunç olmaya ve çıkan sesler tüm kentte duyulur hale gelmiştir. En
sonunda kentin ana jeneratörü yanmış ve tüm kent karanlıkta kalmıştır.
Tesla, rezonans sayesinde kademe kademe yükseltmeyi amaçladığı
sıçramaları başardığını anlasa da deneyi durdurmamış ve en son nereye
kadar gidebilir diye lâboratuarının dışarısında, bu büyük 'canavar'ını
izlemeye dalmıştı. Sonuç: Bir daha kimse Tesla'ya ücretsiz enerji
önermek gibi bir 'hata'ya düşmedi!
1900 yılında New York'a
dönen Tesla, J. Pierpont Morgan adında bir finansörün 150 bin dolarlık
desteği ile, Long Island'da kablosuz iletişim amacına yönelik dev
kulesinin inşasına başladı (Wardenclyffe Projesi).. Bu verici
istasyonu, piramit şeklinde, sekizgen ve 54 metre yükseklikte bir
yapıydı. Wardenclyffe'in bu kule sayesinde dünyanın merkezi olacağı
sanılmıştı. Tesla'nın bu desteği alabilmesini sağlayan, onun bu kule
vasıtasıyla çok uzaklara resim, mesaj, ses ve her türden veriyi
gönderebileceği iddiasıydı. Oysa Tesla'nın daha büyük bir amacı vardı.
Sürekli olarak aşağı gördüğü 'hertziyan dalgalar'la uğraşmakta ve kendi
'teta 4 dalgaları' olarak anılacak olan elektrik dalgalarıyla kablosuz
enerji aktarımı sağlamaya çabalamaktaydı. Amaç yine aynıydı: tüm
insanlığa bedava elektrik enerjisi sağlamak !
Tesla bu kez çok
ileri gitmişti. Bu kapitalist sistemin kar mantığını kökünden
sarsabilecek felaket bir fikirdi. Bedava enerji, petrol gibi çok önemli
bir ekonomik kaynağı beş para etmez yararsız bir hale getirebilecek ve
tüm ABD endüstrisinin dönüşümünü gerektirebilecek bir tehlikeydi.
1903'deki bu açıklamasından sonra, arkasındaki tüm destek çekildi ve
yavaş yavaş ismi kitaplardan silinmeye başlandı.
Marconi, 150
bin dolardan daha ucuza Atlantik'i aşan ilk mesajı yollamayı başarmış
ve şirketinin hisseleri borsada kapış kapış satılmaya başlamıştı.
Tesla'nın şirketi gözden düşmüştü. Tesla ise, Marconi'nin yaptığının,
kendisinin halihazırda yapabildiği önemsiz ve basit bir iş olduğunu ve
Marconi'nin zaten kendisine ait patentleri kullanarak bunu yaptığını
söylemiş ve amacının gerçekte tüm insanlığın yararlanabileceği 'bedava
elektrik enerjisi' olduğunu açıklama gafletinde bulunmuştu.1904 yılında
Colaoado Spring'deki elektrik şirketi Tesla'yı uğrattığı zarardan ötürü
mahkeme verdi ve 180 dolarlık mahkeme parasının ödenebilmesi için
oradaki lâboratuarı satıldı.
1906 yılında Colorado yaptığı
icatlarla zengin ettiği George Wetinghouse, Tesla'nın kablosuz enerji
üretimini geri çevirdi. Tesla, 1915 yılında kendisine Edison'la
birlikte fizik dalında önerilen Nobel Ödülü'nü kabul etmedi. Maddi
olarak çok büyük zorluk içinde olduğu halde öneri karşısında şunları
söylemişti: 'Böylesi bir ödül, bir insan için çok büyük olanaklar
sağlayacaktır. Ve benim teknik litaratürde kendi adımı taşıyan 4 düzine
kağıdı dolduracak patentim var. Bunlardan sadece bir tanesi için bile,
bundan sonra verilecek binlerce Nobel Ödülleri'nin tümünü
verebilirim..' ( )
1915 yılında Tesla, kablosuz enerji
iletimiyle ilgili çalışmalarını sürdürmektedir. Bu teknolojinin aynı
zamanda muazzam bir yok edici gücünün de olabileceğini ara ara yaptığı
açıklamalarla yinelemiştir. Çok sonraları ABD'nin 'Yıldız savaşları'
projesine kaynak olacak bütün savaş makinası çalışmaları ve yaptığı
açıklamalar, 'Wardenclyff Projesi'ne desteğin çekilmesi ve kendisini
sübvanse edebilecek finansör bulamamasından sonra başlamıştır. Uzaktan
kumanda teknolojisinin de mucidi olan Tesla, bu yıllarda görünmez
mesafelerden kontrol edilebilen torpidolar yaptığını, ama elektrik
dalgalarının çok daha yıkıcı olduğunu iddia etmiştir. Bu açıklamalar
yüzünden bazı olaylarda Tesla'nın izi aranmaktadır. 1907'de elektrik
sıçramasının neden olduğu bir patlamayla batan Fransız gemisinin 'Iena'
ve 1908'de Sibirya'da bulunan 'Tunguska' nehrini çevreleyen 200-250 bin
hektarlık bir ormanın, 10-15 megatonluk bir patlamaya eşdeğer bir
patlamanın ardından yanarak yok olması... bunlar elbette kanıtlanmış
değildir, ama tam da Tesla'nın her türden yok edici silah icad ettiğini
açıkladığı yıllara rastlayan sıra dışı olaylardır.
Dünyanın en
önemli mucidi olan Tesla'nın bu tarihlerden sonraki yaşamı çok belirgin
değildir. İzole edilmiş bir yaşam sürdürmüş, basına verilen yıllık
doğum günü partilerinde buluşlarının yok edici özelliklerinden söz
ederek, icatlarına ilgi çekmeye çalışmıştır. Bir de 1919 yılında,
'Electrical Experimenter' dergisinde bitirmediÄŸi bir otobiyografisi
yayınlanmaya başlamıştır. Derginin satışları birden rekor seviyede
artmış, fakat önerilen çok büyük paralara karşın otobiyografisini
yazmayı sürdürmemiştir.
Tesla portresi gerçek çehresiyle
tamamlanması güç bir portre değildir. Her yönüyle ortada, açıkta ve
sürekli gözlem altında bir yaşam sürdüren Tesla'nın bilim alanındaki
icatlarının gerçek anlamda kavranılması güçtür. Onula ilgili en önemli
şey, yaşadığı çağın çok ötesinde olduğu gerçeğidir.
Tesla'nın
ismi, her ne kadar çok büyük bir değere sahip olduğunun bir göstergesi
olarak 'manyetik akışın metrik birimi' (T) olarak verilmiş ( ) ve ismi
en önemli fizikçiler ile birlikte Pransilvanya eyaletinin 'Elektrik
Vadisi'ndeki sokaklardan birinde bulunuyorsa da zamanla unutturulmuÅŸ ve
onun teknolojileri üzerinde emperyalizm, 'karanlık projeler' üretilmeye
başlandığı iddiaları tüm dünyayı sarmıştır. Soğuk savaş yıllarında her
iki tarafında bu teknolojiyi kullandığı ileri sürülmüş, bütün bir
nükleer saldırı ve savunma amacını güden 'Yıldız Savaşları' projesinde
bu teknolojiden yararlanılmıştır. Ölüm ışınları, ultra düşük dalgalar,
çok yüksek frekanslar, atmosferdeki elektrik enerjisinin
değerlendirilmesi, atmosferde elektrik dalgaları yayarak bunun dünyanın
her yerinden kullanılmasının sağlanması, radyo frekanslarıyla uzaktan
kumanda edilebilen bugün kullanılan füzeler, yüzlerce mil etkili bir
elektrik kullanımının oluşturularak girmeye cesaret eden düşmanın
anında yok edilebilmesi gibi bazıları ise; bugün bile kamuoyuna düş
gibi gelebilecek birçok projenin ardında Nikola Tesla'nın
teknolojisinin izlerine rastlanmaktadır.
Tesla, söz konusu 'ölüm
ışını' ve kimsenin geçemeyeceği 'Tesla Kalkanı'nın yapılabileceğini
açıklamıştır. İnsanlığı bedava elektrik sağlama idealiyle yola çıkmış
büyük bir mucidin projelerine destek bulabilmek amacıyla zaman içinde
savaş teknolojileri üzerine çalışmış olması insanlığın garip bir
trajedisidir. I. Ve II. Dünya Savaşları'nı yaşamı olan Tesla, gerçekte
savaş karşıtı olduğunu açıklamıştır. Fakat barışın sürekliliği için en
güçlü silahların yapılması gerektiğini de ileri sürmüştür.
Tesla,
insan beyninin dalgaları üzerinde çalışmalarında, beynin Beta, Alfa ve
Teta boyutlarındaki dalga boylarının ölçüldüğünü bugünkü modern tıbbın
ölçümlerine çok yakın olarak tespit etti. Normal bilinç düzeyindeki
beta durumundaki beynin EEG ölçümündeki dalga boyunu saniyede 14
dinlenme durumundaki Alfa boyutunu saniyede 7'nin altında ve uyku
durumundaki beynin Teta boyutunu da saniyede 3 devir birim olarak
saptadı.
Tesla-Schuman Rezonansı olarak da bilinen dünyanın
doğal dalga boyunu saniyede 10 olarak saptamıştı. Bugün kesin olarak bu
ölçüm 7.8 olarak saptanmış durumdadır.
Tesla-ELF (çok düşük
dalga boyu) 7.8 Hertz dalga boyuna ayarladığı elektrik enerjisini kendi
üzerinde deneyerek, deney sonuçlarını kaydetti. Bu araştırmalar
özellikle 1960'lı yıllarda Sovyetler Birliği'ndeki çalışmalarla
geliştirildi. Vücudumuzun enerji haritası çıkarıldı. Tesla'nın
başladığı beynin ön lobu ile arka lobu arasındaki enerji değişiminin
verileri ve araştırmaların hangi aşamaya geldiği bugün halen kamuoyu
tarafından bilinmemektedir. Bilebildiğimiz sadece Rus bilim
çevrelerinin 'telekines' olarak tanımladıkları çalışmalarda beynin
normal Beta durumundayken, Alfa ve Teta boyutlarına geçilmesi
durumundaki sonuçlarının gerek Tesla ve gerekse de Sovyet bilim
çevreleri tarafından incelendiği gerçeğidir.
Bu araştırmaların
önemi şudur. Beynin Beta boyutundan, kişi uyanık durumdayken Alfa ve
Teta boyutlarına sıçratılmasının sonuçları, 'parapsikoloji-par/anormal
faaliyetler' olarak adlandırılan alandan başka bir şey değildir. Tesla
araştırmaları bu alandaki incelemelerin insanlık tarihinde mistik
olarak korunan örtüsünü kaldırmış, ruh denilen şeyin de bioenerjimizden
başka bir şey olmadığını göstermiştir. Bu araştırmalar bilimin ulaştığı
sınırlar bakımından, fizikötesi olarak tanımlanan alanın fizik
içerisindeki tanımını mümkün kılmıştır.
Yorumlar
|