Çevrelerine daha iyi uyum sağlayan kalıtsal özelliklerin, taşıyıcılarının daha çok hayatta kalıp üremesiyle kuşaklar boyunca yaygınlaşması.
Doğal seçilim, evrimin temel mekanizmalarından biridir ve Charles Darwin ile Alfred Russel Wallace tarafından 19. yüzyılın ortasında birbirinden bağımsız olarak tanımlanmıştır. Fikir üç basit gözleme dayanır: bir türün bireyleri birbirinden farklıdır; bu farklılıkların bir kısmı kalıtsaldır; ve her kuşakta hayatta kalıp üreyebilecek olandan fazla birey doğar.
Bu koşullar altında, belirli bir çevrede hayatta kalmayı ve üremeyi kolaylaştıran kalıtsal özellikler, bir sonraki kuşağa daha sık aktarılır. Kuşaklar boyunca bu özellikler toplulukta yaygınlaşır. Doğal seçilimin bir amacı ya da yönü yoktur; yalnızca o anki çevrede işe yarayan özellikleri "kayırır". Çevre değiştiğinde avantajlı özellik de değişebilir.
Doğal seçilimin günümüzde gözlemlenebilen pek çok örneği vardır. Antibiyotik kullanıldığında, ilaca dirençli birkaç bakteri hayatta kalıp çoğalır ve kısa sürede dirençli bir topluluk oluşur. Benzer şekilde böceklerde tarım ilaçlarına direnç gelişir. Sanayi devrimi döneminde İngiltere'de, isle kararan ağaç gövdelerinde koyu renkli biber güvelerinin açık renklilere göre daha az avlanıp yaygınlaşması da klasik bir örnektir. Doğal seçilim, evrimin tek mekanizması değildir; rastgele değişimler (genetik sürüklenme), göç ve eşeysel seçilim de türlerin değişiminde rol oynar.
Diğer yazılışlar: doğal seçilimin, doğal seçilimle, doğal seçilime, doğal seleksiyon
Kaynak: UC Berkeley – Evrim 101: Doğal seçilim