Bir bölgedeki ya da Dünya'daki yaşamın genler, türler ve ekosistemler düzeyindeki çeşitliliği.
Biyoçeşitlilik (biyolojik çeşitlilik), yaşamın tüm biçimlerinin çeşitliliğini ifade eder ve üç düzeyde incelenir. Genetik çeşitlilik, aynı tür içindeki bireyler arasındaki kalıtsal farklılıklardır; bir türün değişen koşullara uyum sağlayabilmesi bu çeşitliliğe bağlıdır. Tür çeşitliliği, bir bölgede yaşayan farklı türlerin sayısı ve dağılımıdır. Ekosistem çeşitliliği ise ormanlardan sulak alanlara, mercan resiflerinden bozkırlara kadar farklı yaşam ortamlarının zenginliğidir.
Bugüne kadar yaklaşık 2 milyon tür bilimsel olarak tanımlanmıştır; ancak Dünya'daki toplam tür sayısının bunun çok üstünde olduğu, özellikle böcekler, mantarlar ve mikroorganizmalar arasında henüz tanımlanmamış milyonlarca tür bulunduğu düşünülür. Türkiye, üç farklı bitki coğrafyası bölgesinin kesiştiği konumu sayesinde biyoçeşitlilik bakımından çok zengindir; ülkede yetişen bitki türlerinin yaklaşık üçte birinin yalnızca Türkiye'de yetişen endemik türler olduğu tahmin edilir.
Biyoçeşitlilik, insanlar için yalnızca doğanın güzelliği anlamına gelmez. Tozlaşmadan temiz suya, verimli topraktan iklimin düzenlenmesine kadar hayatımızı sürdürdüğümüz pek çok "ekosistem hizmeti" bu çeşitliliğe dayanır. Bugün yaşam alanlarının yok edilmesi, iklim değişikliği, kirlilik, aşırı avlanma ve istilacı türler nedeniyle türlerin yok olma hızının doğal arka plan hızının çok üzerinde olduğu kabul edilir; bilim insanları bu nedenle biyoçeşitliliği korumanın, iklim krizine karşı mücadele kadar acil olduğunu vurgular.
Diğer yazılışlar: biyoçeşitliliğin, biyoçeşitliliği, biyolojik çeşitlilik, biyolojik çeşitliliğin