Ara

Hoş geldinizYazıları kaydedin, yazar ve konu takip edin.

Bellek nasıl çalışır, neden unuturuz? Bilimin önerdiği öğrenme yöntemleri

Tek bir hastanın talihsiz ameliyatı, belleğin beyindeki adresini ortaya çıkardı. Yüz yılı aşkın deneyler ise unutmanın bir kusur değil, beynin işleyişinin doğal bir parçası olduğunu gösteriyor. Belleğin nasıl oluştuğunu ve araştırmalarla desteklenen iki öğrenme yöntemini anlatıyoruz.

Okuma ayarları
Yazı boyutu
Satır aralığı
Yazı tipi

Tercihiniz yalnızca bu tarayıcıda saklanır.

Siyah zemin üzerinde yeşil ışıldayan, kıvrık bir bant boyunca dizilmiş sinir hücreleri
Floresan boyayla görüntülenmiş fare hipokampusu; yeşil noktalar hipokampustaki ketleyici ara nöronlar. McBain Laboratuvarı, NICHD/NIH (kamu malı)
Basitçe anlat

Beynimizde hipokampus adlı küçük bir bölge, yeni anıları oluşturmakta çok önemli bir görev yapar. Bunu, bu bölgesi ameliyatla alınan bir hastanın yeni bir şey hatırlayamaması sayesinde öğrendik. Öğrendiğimiz şeyleri zamanla unuturuz; bu doğaldır. Ama iki basit yöntem unutmayı azaltır: Çalışmayı tek seferde değil, günlere yayarak yapmak ve okuduğumuzu tekrar okumak yerine kendimize soru sorarak hatırlamaya çalışmak.

1953'te ABD'de, ağır sara nöbetleri çeken 27 yaşındaki bir genç ameliyat edildi. Cerrah William Scoville, nöbetleri durdurmak için beynin iki yanındaki şakak loblarının iç kısmını, hipokampusu da içeren bölgeyi çıkardı. Nöbetler büyük ölçüde azaldı, ama beklenmedik bir şey oldu: Hasta, ameliyattan sonra yaşadığı hiçbir şeyi kalıcı olarak hatırlayamıyordu. Bilim dünyasında uzun yıllar yalnızca baş harfleriyle, H.M. olarak tanınan Henry Molaison, sinirbilim tarihinin en çok incelenen hastası oldu.

Belleğin adresi: Hipokampus

Scoville ve psikolog Brenda Milner, 1957'de Journal of Neurology, Neurosurgery and Psychiatry'de yayımladıkları makalede, hipokampusun her iki yandan da hasar görmesinin yakın dönem belleğinin kaybına yol açtığını anlattı. H.M.'nin zekâsı, dil becerisi ve ameliyattan çok önceki anıları büyük ölçüde korunmuştu. Bir sohbeti sürdürebiliyordu, ama birkaç dakika sonra sohbeti ve karşısındaki kişiyi unutuyordu.

Sonraki yıllarda Milner, H.M.'nin bir şekli aynada bakarak çizmek gibi yeni el becerilerini her gün geliştirebildiğini, ama bu görevi daha önce yaptığını hiç hatırlamadığını gösterdi. Bu gözlem, belleğin tek bir sistem olmadığını ortaya koydu: Olayları ve bilgileri bilinçli olarak hatırlamamızı sağlayan bellek hipokampusa dayanıyordu; bisiklet sürmek gibi beceriler ise başka beyin sistemleriyle öğreniliyordu.

Bellek araştırmacıları bugün kabaca üç aşamadan söz ediyor. İlk aşama kodlama: dikkat ettiğimiz bilgi, birlikte etkinleşen sinir hücresiSinir sisteminin bilgi taşıyan temel hücresi; elektriksel ve kimyasal sinyallerle iletişim kurar. gruplarının oluşturduğu bir örüntü olarak kaydedilir. İkinci aşama pekiştirme: bu kırılgan kayıt, saatler ve günler içinde sinaps bağlantılarının güçlenmesiyle daha dayanıklı hâle gelir. Üçüncü aşama geri çağırma: bilgiye ihtiyaç duyduğumuzda örüntü yeniden etkinleşir. Bu aşamaların herhangi birindeki aksaklık, "unuttum" dediğimiz duruma yol açabilir; çoğu zaman sorun bilginin kaybolması değil, ona ulaşılamamasıdır.

Unutma eğrisi

Unutmanın ilk sistematik incelemesini 1880'lerde Alman psikolog Hermann Ebbinghaus yaptı. Ebbinghaus, anlamı olmayan hece listelerini ezberledi ve farklı sürelerin ardından ne kadarını hatırladığını ölçtü. Sonuç, bugün "unutma eğrisi" olarak bilinen tabloydu: Öğrenilen bilginin önemli bir bölümü ilk saatler ve günler içinde hızla kayboluyor, kalan kısım ise daha yavaş unutuluyordu.

Unutmak bir kusur gibi görünse de beyin için bir gereklilik. Her gün karşılaştığımız sayısız ayrıntının tamamını saklamak hem imkânsız hem de işlevsiz olurdu. Beyin, tekrar karşılaştığımız ve önemli olduğuna işaret eden bilgileri güçlendirirken ötekileri zayıflatıyor. Araştırmalar ayrıca bir anının her hatırlanışında yeniden kaydedildiğini ve bu sırada değişebildiğini gösteriyor. Bu yüzden emin olduğumuz anılar bile zamanla ayrıntılarında yanılabiliyor.

Bilimin önerdiği iki öğrenme yöntemi

1. Aralıklı tekrar. Ebbinghaus'un da fark ettiği gibi, tekrarları zamana yaymak tek oturumda yoğun çalışmaktan çok daha etkilidir. 2006'da Psychological Bulletin'de yayımlanan kapsamlı bir meta analiz, 184 makaledeki 317 deneyi bir araya getirerek bu "aralıklı çalışma etkisini" inceledi. Analize göre aynı toplam çalışma süresi aralıklarla dağıtıldığında bilgiler çok daha uzun süre akılda kalıyor. Dahası, en uygun aralık bilginin ne kadar süre hatırlanması gerektiğine bağlı: Bir şeyi aylar sonra hatırlamak istiyorsanız, tekrarların arasını da açmanız gerekiyor.

2. Kendini sınama. Pek çok öğrencinin en çok kullandığı yöntem, notları ya da kitabı yeniden okumaktır. Ama 2006'da Psychological Science'ta yayımlanan deneyler, bilgiyi hatırlamaya çalışmanın, yani kendini sınamanın, yeniden okumaktan daha kalıcı bir öğrenme sağladığını gösterdi. Deneylerde metni tekrar tekrar okuyan öğrenciler kısa vadede kendilerini daha hazır hissetti; ancak birkaç gün sonra yapılan testte, metni okuduktan sonra hatırladıklarını yazmaya çalışan öğrenciler belirgin biçimde daha başarılı oldu.

  • Bir konuyu öğrendikten sonra ertesi gün, birkaç gün sonra ve bir hafta sonra kısa tekrarlar planlayın.
  • Kitabı kapatıp hatırladıklarınızı yazın ya da yüksek sesle anlatın; sonra eksiklerinize bakın.
  • Soru-cevap kartları hazırlayın; bildiğinizden emin olduğunuz kartları daha seyrek, zorlandıklarınızı daha sık çalışın.
  • Çalıştıktan sonra yeterince uyuyun: uyku, yeni bilgilerin kalıcı belleğe aktarılmasına yardım eder.

Bu yöntemler yalnızca öğrenciler için değil, yeni bir dil öğrenen, bir meslek sınavına hazırlanan ya da bir enstrüman çalışan herkes için geçerli. Ortak noktaları, öğrenmeyi biraz daha zorlaştırarak beynin bilgiyi daha derinlemesine işlemesini sağlamaları.

Kaynakça

  1. Scoville, W. B.; Milner, B. (1957). Loss of recent memory after bilateral hippocampal lesions. Journal of Neurology, Neurosurgery & Psychiatry. doi:10.1136/jnnp.20.1.11
  2. Cepeda, N. J.; Pashler, H.; Vul, E.; Wixted, J. T.; Rohrer, D. (2006). Distributed practice in verbal recall tasks: A review and quantitative synthesis. Psychological Bulletin. doi:10.1037/0033-2909.132.3.354
  3. Roediger, H. L.; Karpicke, J. D. (2006). Test-Enhanced Learning: Taking Memory Tests Improves Long-Term Retention. Psychological Science. doi:10.1111/j.1467-9280.2006.01693.x

Sık Sorulan Sorular

Aralıklı tekrar nedir?

Bir konuyu tek oturumda yoğun biçimde çalışmak yerine, aynı toplam süreyi günlere ya da haftalara yayarak tekrar etmektir. Yüzlerce deneyi bir araya getiren bir meta analize göre bu yöntem, bilginin uzun süre akılda kalmasını belirgin biçimde artırıyor.

Unutmak bir hastalık belirtisi mi?

Çoğunlukla hayır. Gündelik ayrıntıları unutmak, beynin önemsiz bilgileri ayıklayan normal işleyişinin bir parçasıdır. Ancak günlük yaşamı etkileyen, giderek artan ya da çevrenin fark ettiği unutkanlıkta bir hekime başvurmak gerekir.

Her hatırladığımızda anılarımız değişir mi?

Araştırmalar, bir anı her hatırlandığında yeniden kaydedilirken değişebildiğini gösteriyor. Bu nedenle canlı ve emin olduğumuz anılar bile zamanla ayrıntılarında hatalar içerebilir.

Bu yazı için ne düşünüyorsunuz?

Kaynaklar

  1. Journal of Neurology, Neurosurgery and Psychiatry – Hipokampus hasarı sonrası yakın dönem belleğin kaybı (1957)
  2. Psychological Bulletin – Aralıklı çalışma üzerine meta analiz (özet)

Bilim Editörü

Uzmanlık: Teknoloji, Bilim, Uzay, Donanım, Oyunlar

Bilim ve teknoloji dünyasını 25 yıldır yakından takip ediyor ve bu alanda bilgilendirici içerikler üretiyorum.

Yazarın tüm yazıları

Yorumlar (0)

Aramayı açmak için / · kapatmak için Esc