Eski DNA anlatıyor: Avrupa'nın ilk çiftçileri Anadolu'dan gitti
Tarım, yaklaşık 10 bin yıl önce Bereketli Hilal'de doğdu ve oradan Avrupa'ya yayıldı. Peki yayılan yalnızca bir fikir miydi, yoksa insanların kendisi mi göç etti? Konya'daki Boncuklu Höyük'ten Bursa'daki Barcın Höyük'e kadar Anadolu'nun Neolitik yerleşimlerinden çıkarılan eski DNA, sorunun cevabını verdi.
Okuma ayarları
Tercihiniz yalnızca bu tarayıcıda saklanır.

Basitçe anlat
Bundan yaklaşık 10 bin yıl önce insanlar avcılık ve toplayıcılığı bırakıp tarım yapmaya ve köylerde yaşamaya başladı. Bu yaşam biçimi Anadolu'dan Avrupa'ya yayıldı. Bilim insanları uzun süre, Avrupa'daki insanların tarımı komşularından öğrenip öğrenmediğini merak etti. Anadolu'daki eski köylerden çıkarılan iskeletlerin DNA'sı incelenince cevap ortaya çıktı: Tarımı Avrupa'ya Anadolu'dan göç eden çiftçilerin kendisi götürmüştü.
Konya Ovası'nın kenarındaki Boncuklu Höyük'te, yaklaşık 10 bin yıl önce küçük, yuvarlak kerpiç evlerde yaşayan bir topluluk vardı. Bu insanlar hâlâ yaban hayvanı avlıyor ve yabani bitkiler topluyordu, ama aynı zamanda buğday ve arpa gibi bitkileri ekmeye de başlamıştı. Boncuklu, Orta Anadolu'daki en eski çiftçi köylerinden biri. Burada yaşayanların kemiklerinden çıkarılan DNACanlıların kalıtsal bilgisini taşıyan, iki sarmal iplikten oluşan molekül: deoksiribonükleik asit. ise insanlık tarihinin en büyük dönüşümlerinden birinin, tarımın yayılışının nasıl gerçekleştiğini anlamamızı sağladı.
Fikir mi yayıldı, insanlar mı?
Tarım ve yerleşik yaşam, Holosen'in başında Güneybatı Asya'da, Bereketli Hilal'de ortaya çıktı ve buradan komşu bölgelere, bu arada Avrupa'ya yayıldı. Arkeologlar onlarca yıl boyunca bu yayılışın nasıl olduğunu tartıştı. Bir görüşe göre tarım, bir yenilik olarak komşudan komşuya öğrenilerek yayılmıştı: Avrupa'nın yerli avcı-toplayıcıları tohumları ve bilgiyi edinip çiftçiye dönüşmüştü. Öbür görüşe göre ise tarımı Avrupa'ya taşıyan, göç eden çiftçi toplulukların kendisiydi. Kemiklerden, aletlerden ve çanak çömlekten bu iki olasılığı kesin olarak ayırt etmek zordu.
Son 15 yılda gelişen eski DNA (paleogenetik) yöntemleri, bu soruyu doğrudan sınama imkânı verdi. Binlerce yıl önce yaşamış insanların genomlarını okumak, onların kimlerle akraba olduğunu ve nereden geldiğini gösterebiliyor.
Bu iş kolay değil. Ölümden sonra DNA hızla küçük parçalara bölünür, kimyasal olarak bozulur ve toprak bakterilerinin DNA'sıyla karışır. Anadolu gibi sıcak bölgelerde koruma koşulları, soğuk iklimlere göre çok daha elverişsizdir. Araştırmacılar bu nedenle özellikle iç kulağı saran ve en iyi korunan kemiklerden biri olan kayalık kemiği tercih ediyor, örnekleri çağdaş insan DNA'sının bulaşmasını önlemek için özel temiz odalarda işliyor ve elde edilen kısa parçaları bilgisayar yöntemleriyle bir araya getiriyor.
Ege'den Orta Avrupa'ya bir zincir
2016'da Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan bir çalışma, tarımın Avrupa'ya ilk yayıldığı dönem ve bölgeden, kuzey Yunanistan ile kuzeybatı Türkiye'den beş Neolitik bireyin genomunu inceledi. Kuzeybatı Anadolu örnekleri, Bursa'nın Yenişehir ilçesindeki Barcın Höyük ve yakınındaki Menteşe Höyük'ten geliyordu. Sonuç çarpıcıydı: Ege'nin ilk çiftçileri hem birbirine hem de Avrupa'nın dört bir yanındaki ilk çiftçilere genetik olarak çok benziyordu.
Araştırmacılara göre bu bulgu, Akdeniz ve Orta Avrupa'nın ilk çiftçileri ile Yunanistan ve Anadolu'dakiler arasında doğrudan bir genetik bağ olduğunu ve Avrupa Neolitiği'nin göç zincirinin Güneybatı Asya'ya kadar uzandığını gösteriyordu. Yani tarım Avrupa'ya, büyük ölçüde onu uygulayan insanlarla birlikte gitmişti.
Orta Anadolu'nun ilk çiftçileri
Aynı yıl Current Biology dergisinde yayımlanan, aralarında Türk araştırmacıların da bulunduğu bir ekibin çalışması, zinciri daha da geriye götürdü. Ekip, Orta Anadolu'daki iki Neolitik yerleşimden, Konya'daki Boncuklu Höyük ve Niğde'deki Tepecik-Çiftlik'ten, yaklaşık MÖ 8300 ile 5800 arasına tarihlenen dokuz bireyin genomunu inceledi. Çalışmaya göre Orta Anadolu'da yerleşik çiftçi toplulukları MÖ 8300 civarında ortaya çıkmıştı.
Sonuçlar iki önemli şey gösterdi. Birincisi, çanak çömlek öncesi dönemin en eski çiftçilerinin genetik çeşitliliği çarpıcı biçimde düşüktü; Avrupa'nın avcı-toplayıcı gruplarıyla aynı düzeydeydi. Çanak Çömlekli Neolitik döneme geçildiğinde ise toplulukların içindeki genetik çeşitlilik, daha sonra Avrupa'nın ilk çiftçilerinde görülen düzeye yükseldi. Bu, köylerin büyüdüğü ve toplulukların birbirine karıştığı bir dönemi işaret ediyor. İkincisi, en erken Orta Anadolu çiftçileri, Avrupa'ya yayılan ilk Neolitik göçmenlerle aynı genDNA üzerinde, bir proteinin ya da işlevsel bir RNA molekülünün yapım bilgisini taşıyan bölüm; kalıtımın temel birimi. havuzuna aitti.
Hikâyenin devamı
Current Biology çalışması, daha sonraki Anadolu çiftçileri ile MÖ 4.-3. binyılın Güney Avrupa toplulukları arasındaki genetik benzerliklerin, ilk Neolitik yayılıştan sonra ama doğu bozkırlarından gelen büyük göçlerden önce ikinci bir Anadolu kökenli göç dalgasına işaret edebileceğini de öne sürdü. Bugünkü Avrupalıların genomu, büyük ölçüde üç kaynağın karışımı olarak açıklanıyor: yerli avcı-toplayıcılar, Anadolu kökenli ilk çiftçiler ve yaklaşık 5 bin yıl önce doğu bozkırlarından gelen topluluklar.
Bu bulgular, Anadolu'nun insanlık tarihindeki yerini yeniden vurguluyor. Ancak genetik akrabalığın bugünkü etnik ya da ulusal kimliklerle bir ilgisi olmadığını hatırlamak gerekir: 10 bin yıl önce yaşamış toplulukların hareketleri, bugünkü dillerin, kültürlerin ve devletlerin ortaya çıkışından çok önceye uzanıyor. Eski DNA'nın bize anlattığı asıl şey, insan topluluklarının tarih boyunca sürekli hareket ettiği ve karıştığı.
Kaynakça
- (2016). Early farmers from across Europe directly descended from Neolithic Aegeans. Proceedings of the National Academy of Sciences. doi:10.1073/pnas.1523951113
- (2016). The Demographic Development of the First Farmers in Anatolia. Current Biology. doi:10.1016/j.cub.2016.07.057
Sık Sorulan Sorular
Binlerce yıllık DNA nasıl okunabiliyor?
Ölümden sonra DNA parçalanır ama kemik ve dişlerde, özellikle iç kulaktaki yoğun kemikte, kısa parçalar halinde binlerce yıl korunabilir. Araştırmacılar bu parçaları temiz odalarda, çağdaş DNA bulaşmasını önleyerek çıkarır ve yeni nesil dizileme cihazlarıyla okur; bilgisayar yöntemleriyle de genomu yeniden kurar.
Bugünkü Avrupalılar Anadolulu çiftçilerin torunları mı?
Kısmen. Bugünkü Avrupalıların genomu başlıca üç kaynağın karışımıdır: yerli avcı-toplayıcılar, Anadolu kökenli ilk çiftçiler ve daha sonra, yaklaşık 5 bin yıl önce doğu bozkırlarından gelen gruplar. Anadolu kökenli çiftçi payı bölgeden bölgeye değişir.
Bu çalışmalar bugünkü etnik kimlikler hakkında bir şey söyler mi?
Hayır. Eski DNA, binlerce yıl önce yaşamış toplulukların hareketlerini ve karışımlarını gösterir. Bugünkü uluslar, diller ve kültürel kimlikler çok daha sonraki tarihsel süreçlerin ürünüdür; genetik benzerlik, kültürel ya da siyasi bir aidiyet anlamına gelmez.
Bu yazı için ne düşünüyorsunuz?




Yorumlar (0)